Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/2522 E. 2012/26870 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2522
KARAR NO : 2012/26870
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1) Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanunun 13/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52, 53, 5271 sayılı CMK’nın 231 maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması
2)Tüm sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanunun 74/1-2, 5237 sayılı TCK’nın 62, 53, 54 maddeleri uyarınca mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetine, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanıklar müdafiinin sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçuna yönelik temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Sanıkların Burdur ili, Kemer ilçesi, Dikmentepe mevkiinde, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 24/07/2007 tarih ve 1728 sayılı kararı ile belirlenen 1. derece arkeolojik sit alanına 11 km mesafede, emanette kayıtlı aletler ile 80 cm derinliğinde kazı yaptıkları sırada suçüstü yakalandıkları, tarafsız arkeolog bilirkişi raporu ile kazı yapılan alanın Dikmentepe ören yeri içerisinde bulunduğu, antik dönemde burada küçük bir kale veya garnizon yerleşiminin olduğu, etrafta bulunan taş bloklar ve kırık seramik parçalarının Helenistik ve Roma dönemlerine ait oldukları, alan yüzeyinde özellikle Roma dönemine ait amphora, pitos gibi büyük kaplara, künk gibi su döşemelerine ilişkin kırık seramik parçalarına rastlanıldığı, kaçak kazı yapılan alanın tamamen bozulmuş ve mimari bloklar sökülerek dağıtılmış durumda bulunduğu, bu alanda Roma dönemine ait bir “anıt mezarın” yer aldığı, mezarın etrafının antik dönem geleneğine uygun olarak “temenos duvarı” ile çevrelendiği, kaçak kazı sonucu bu duvarın bir kısmının açığa çıktığı, mezara ait cephe, kapı, üst örtü ve lahit parçaları ile mezarın etrafına ait blokların sökülerek çukur ve etrafına dağıtıldığı, dava konusu yerin izinsiz olarak kazı ve araştırma yapılmaması gereken antik bir yerleşim yeri olduğu hususlarının belirlendiği anlaşılmakla,
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların kasta dayalı kusurlarının yoğunluğu nazara alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, bu ölçülere uymayacak şekilde asgari haddin çok üzerinde temel ceza tayin edilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
2- Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kazı yapılan alanın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğini haiz olduğunun tartışmasız bir şekilde ortaya konulduğu, 2863 sayılı Kanunun 74/1. cümlesinin, yalnızca sit alanlarında değil, sözü edilen Kanunun 6. maddesine göre korunması gerekli diğer taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında izinsiz olarak gerçekleştirilen kazı eylemlerini yaptırım altına aldığı, zira maddenin konuluş amacının bu yerlerde mevcut tarihi ve doğal değerleri korumaya ve izinsiz olarak yapılan kazılar ile bu değerlere zarar verilmesini önlemeye matuf olduğu nazara alındığında, sanıkların sübuta eren eylemlerinin 2863 sayılı Kanunun 74/1. cümlesine temas ettiği gözetilmeksizin sözü edilen maddenin 2. cümlesinin tatbiki ile cezadan indirim yapılması,
3- 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sanıklar hakkında sadece kendi alt soyları üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıkların kazanılmış hakları saklı tutulmak kaydıyla hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.