Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/25519 E. 2013/17889 K. 01.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25519
KARAR NO : 2013/17889
KARAR TARİHİ : 01.07.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hüküm : Beraat

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dosya kapsamına göre; gizli kamerayla yapılan şikayete konu ses ve görüntü kaydının oluşması ve Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesinde, oğlu olan diğer sanıkla beraber hareket etmediği ve olaya dahil olmadığı anlaşılan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin 5237 sayılı TCK’nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, 5237 sayılı TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin 5237 sayılı TCK’nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümlerden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 80. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği anlaşılmakla,
Oluşa ve incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve katılanın çalışanları tarafından, otomobil alım satımından kaynaklanan bir hukuki uyuşmazlıkla ilgili babası olan diğer sanık … ile beraber mağdur edildiklerini düşünen sanık …’in, ileride yapacağı suç duyurusunda delil teşkil etmesi için, katılan ve konunun muhataplarından Cenk isimli şahısla, katılanın bürosunda bir araya geldiklerinde, üçü arasında geçen konuşmaları, yakasına taktığı mikro kamera aracılığıyla gizlice kaydettiği, daha sonra, katılanla birlikte beş kişi hakkında dolandırıcılık suçundan adli soruşturma başlatılması amacıyla suç duyurusunda bulunularak, sanık …’in elde ettiği kayıtlardan oluşturduğu CD’nin, 10.11.2006 havale tarihli dilekçe ekinde, Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği olayda;
Şikayete konu CD çözümüne ilişkin bilirkişi raporu ve alınan beyanların içeriğine göre, taraflar arasında gerçekleşen iletişimin “söyleşi” nitelinde olduğu, sanık …’in, Cumhuriyet Başsavcılığı ya da ilgili kolluk makamlarına müracaat etmek veya hukuk mahkemesinde dava açmak yerine, katılan tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (örneğin; cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket ettiği ve şikayete konu CD’yi katılanın bilgisi ve rızası dışında Cumhuriyet Başsavcılığına ulaştırdığı anlaşılmakla, sanığın sabit olan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 133/2 ve 133/3. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 133/3. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.