Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/25575 E. 2012/26869 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25575
KARAR NO : 2012/26869
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 70, 5237 sayılı TCK’nın 35, 62, 53,58 maddeleri uyarınca mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’ün, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen …’ya ait bulunan eserler ile ilgili olarak alıcı jandarma görevlisi ile internet ortamında ve telefonla yaptığı görüşmeler neticesinde, suç tarihinde Karamanlar Petrol istasyonunda buluşulması hususunda anlaştıkları, sanık … …’nun randevu yerine … ile geldikleri, …’nun araçta beklediği, sanık …’ün bir poşet içerisinde bulunan 4 adet kandili alıcı kılığında hareket eden jandarma görevlisine gösterdiği ve pazarlık aşamasına gelindiği sırada suçüstü yakalandığı, aynı tarihte …’nun evinde yapılan aramada 6 adet kandilin daha ele geçirildiği,tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile suça konu 10 adet Roma dönemine ait kandilin 2863 sayılı Kanunun 23 maddesi kapsamında tasnif ve tescile tabi, müzelerde korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olduklarının belirlendiği, sanığın inkara yönelik savunmasının itibar edilebilir nitelikte bulunmadığı, sübuta eren eylemin 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 67/2 maddesi ile değişiklik öncesi aynı Kanunun 67. maddesine temas eden izinsiz olarak kültür varlığı ticareti yapma suçunu oluşturduğu, 5728 sayılı kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 2863 sayılı kanunun 67. maddesinin sanık lehine olduğu, bu maddede öngörülen yaptırım miktarı ile uygulamaya konu kanun maddesinde öngörülen yaptırım miktarı dikkate alındığında, sanığın suça konu eserleri satışa arz ettiği ve eylemin tamamlanmış olduğu gözetilmeksizin, sanığın eyleminin kültür varlığı bulundurma suçunu oluşturduğunun ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile hakkında 2863 sayılı Kanunun 70 ve 5237 sayılı TCK’nın 35 maddelerinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın eserler ile ilgisinin olmadığına beraatine karar verilmesi gerektiğine sanığın mükerrir olmadığına ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, (1) numaralı hüküm fıkrasının altıncı paragrafının “5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanıkların sadece kendi alt soyları üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer bentlerde belirtilen hak yoksunluklarının ise mahkum oldukları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” şeklinde düzeltilmesi ile hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,11/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.