Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/25935 E. 2012/26822 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25935
KARAR NO : 2012/26822
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1-) 2863 sayılı Kanunun 67, 75, 5237 sayılı TCK’nın 62, 50, 52, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-) 6136 sayılı Kanunun 13/4, TCK’nın 62/1, 52, 50, 52, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A- Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme hasredildiği belirlenerek yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL. Dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, 20.07.2010 tarihinde verilen 500 TL.’den ibaret mahkumiyet hükmüne karşı suç niteliğine ilişkin de herhangi bir temyiz istemi bulunmadığından sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
B- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanığın evinde tarihi eser bulunduğu yönündeki ihbar üzerine yapılan aramada toplam 107 adet taşınır kültür varlığı olduğu belirtilen eşya ele geçirildiği, sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasında söz konusu eserleri üç yıl önce ölen oğlu ile birlikte bulduklarını ve paylaştıklarını, kendisine ait olanların daha önce yakalandığını, yeni bulunanların ölen oğluna ait olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Dava konusu eserler üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, hali hazır durumu itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olup olmadıkları, tasnif ve tescile tabi olup olmadıkları, bildirim zorunluluğu olan eserlerden olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, nerede çalıştığı belirtilmeyen bilirkişinin düzenlediği yetersiz ve bizans ve islami dönemlere ait 13 adet bronz sikkeler ile, bizans dönemine ait bronz “T” harfi yönünden kendi içinde çelişkili rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm tesisi,
2- Dosya içerisinde, hükme esas alınan 26.05.2010 tarihli raporu düzenleyen arkeolog bilirkişi Abdullah Karakaya’nın resmi bilirkişi listesinden seçilip seçilmediğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye yer verilmediği gibi, kimlik tespiti ve usulüne uygun yemini de yaptırılmayarak 5271 sayılı CMK’nın 54, 58 ve 64/6 maddelerine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
2863 sayılı Kanun’un 23. maddesi kapsamında müzelik değer taşıyan, tasnif ve tescile tabi taşınır kültür varlıklarının Müze Müdürlüğü’ne teslimine karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeksizin, ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine de karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.