Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/2707 E. 2012/7389 K. 15.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2707
KARAR NO : 2012/7389
KARAR TARİHİ : 15.03.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62, 53/6, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet.

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kusur oranına ve cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayinine ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 15.03.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ:

Mahkeme sanığın tam kusurlu olduğunu belirterek hakkında TCK’nın 85/1, 62. Maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmetmiştir.
Aşağıdaki gerekçelerle sanığın tam kusurlu olmadığı, temel cezanın fazla olduğu ve seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
1-Mahkeme gerekçeli kararında kusur konusunda alınan raporlarda sanığın olay mahallinde şerit ihlali yaparak karşı şerite girdiği ve karşı yönden gelen sürücü maktul …’in kullandığı motosikletin önünü kapattığı, meydana gelen kazada ölenin kusurlu olmadığı, kusuruntamamının sanıkta olduğunu belirtilmiştir. Raporlarda bunun dayanağı çarpmanın maktulün şeritinde meydana gelmesi olarak açıklanmıştır. Çarpmanın ölenin şeritinde olduğunu sanık ve yanındaki tanık söylüyor. Sanık savunmasında, ölenin kendi şeritlerine girmesi üzerine ondan kaçtığını, aracını sola kırdığını maktulünde kendi şeritine girmek isterken aracın sağ ön farı üzerine çarptığını savunmuş ve sanığın yanında bulunan tanık … de tüm aşamalardaki beyanlarında sanığın bu savunmasını doğrulamıştır. Dolayısıyla sanığın savunması ve tanık beyanını oluşturan beyan deliline uygun olarak belirti ve iz delili de sanığın savunmalarını ve tanığın beyanını doğrulamaktadır. Eğer ölen sanığın şeritine girmemiş olsaydı kaza meydana gelmeyecekti. Çünkü yol tenha ve düz, sanığın ölenin şeritine girmesi için hiçbir sebep yok.
2-Maktulün motosiklet kullanma ehliyeti olmadığı, motosikleti yeni aldığı ve olayın hemen sonrasında olay yerine gelen tanık … de ölenin birkaç saat önce motosikletin tekerine yama yaptığın, bunun tehlikeli olup olmadığını kendisine sorduğunu, acemi olduğu için yamalı tekerle motosikleti kullanmamasını gerektiğini söylediğini belirtmiştir. Dolayısıyla bu beyanda sanığın savunmasını ve olayın oluşunu doğruladığı, ölenin acemi şekilde kullandığı motosikletle sanığın yoluna girip kazanın oluşuna sebebiyet verdiği açıkça anlaşılmaktadır.
3-Mahkemenin daha önceki hükümde 5 yıl temel hapis cezasına dair hükmünü inceleyen 9.Ceza Dairesi 4.11.2008 tarih ve 2007/5685-11730 sayılı bozma kararında “İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, adalet, hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden bu ölçülere uymayacak şekilde alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak sanık hakkında fazla ceza tayini” gerekçesiyle hüküm bozulmuştu. Bozma sonrası ise bu sefer temel hapis cezası dört yıl olarak alınmıştır. Bu durumda da bozmanın gereği yerine getirilmemiştir.
Kabule göre de;
4-Mahalle bekçisi olan sanık mağdurların zararlarını gidermiş olup, katılan şikayetinden vazgeçmiştir. Bu hususlarda nazara alınarak sanık hakkında TCK’nın 50.maddesi gereğince hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gerekirdi.
Tüm açıkladığımız bu nedenlerden dolayı çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayız.