Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/27811 E. 2012/28271 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/27811
KARAR NO : 2012/28271
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 62/1, 51, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın saat 18:30 sıralarında aracı ile seyir halinde bulunduğu sırada yolun sağından yola girip karşıdan karşıya geçmeye çalışan …’e çarparak yolun ortasına doğru savurmasına müteakip plakası tespit edilemeyen başka bir aracın da ölene çarparak olay yerinden uzaklaştığının kabul edildiği olayda; mahkemece yayanın ölümüne sanığın mı yoksa meçhul araç sürücüsünün mü neden olduğunun kesin tespit edilemediği gerekçesiyle sanığın taksirle yaralama suçundan sorumlu olduğuna hükmedilmiş ise de, yayanın ölümüne sonradan çarpan ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün neden olduğu kabul edilse bile, sanığın ölene çarpması ve öleni yolun ortasına savurarak gelen araçlardan korunma imkanını yok etmesi eylemi ile yayanın ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bu itibarla sanığın taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyeti cihetine gidilmesi gerektiği, kaldı ki; 1933 doğumlu yayaya kendi beyanına göre 80-90 km hızla çarparak 5 m. kadar savurmuş bulunan sanığın duruşmadaki beyanında, meçhul sürücünün hızla gelerek ölenin ayaklarının üzerinden geçtiğini bildirmesi ve otopsi raporundaki “ölenin kafatası, boyun, sağ kol ve bileğinin, sağ ve sol bacağının, göğüs kafesinin ve omurgasının kırık olduğu” şeklindeki bulgular nazara alındığında sanığın eyleminin tek başına ölüm sonucunu meydana getirebilir olduğunda şüphe bulunmadığı nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.