YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2945
KARAR NO : 2012/24928
KARAR TARİHİ : 22.11.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza
Suç : Taksirle yaralama, Trafik Güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1-4, 62, 51/1-3, 53/6, 179/3-2, 62, 51/1-3
maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama ve Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır.Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.Bu ilkelere uyulmadan, yalnızca 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasının tartışılarak, kazanın oluş şekli ile sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi gösterilmemek suretiyle yasal gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
1-Sanığın kullandığı araçla ana yolda seyrederken katılan …’nin park etmiş araçların arasından yola çıkışı esnasında araca çarpıp, katılanların yaralanmasına neden olan ve 243 promil alkollü iken … kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, yalnızca taksirle yaralama suçundan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-Temel cezanın tayini sırasında 89/4. maddesi yerine 89/1-4. maddenin yazılması
3-Katılan …’nin yaralanmasının niteliği ve 18.10.2007 tarihli kolluk beyanında sanıktan şikayetçi olmadığının anlaşılması karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde yazılı şekilde TCK’nın 89/4. madde ile hüküm kurulması,
4-Kaza sonrası 243 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık hakkında bilinçli taksirin koşulları oluştuğu halde taksirle yaralama suçundan verilen temel cezanın 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5-Sanığın suç tarihinde geçerli sürücü belgesi olup olmadığı araştırılıp onaylı bir örneği getirtilmeden onaysız fotokopi belgeye dayanılarak geri alınması,
6-Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine hükmedilen vekalet ücretinin katılan yerine vekiline ödenmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası yapılacak yargılamada 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi hükmünün gözetilmesine,22/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.