Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/8172 E. 2012/26314 K. 05.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8172
KARAR NO : 2012/26314
KARAR TARİHİ : 05.12.2012

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Sanıklar hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 85/2, 62, 50/1-a, 52/2- 4. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafilerinin, eksik incelemeye, teşidide ve sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğine ilişkin, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2008 tarih ve 43-62; 01.02.2005 tarih ve 213-3; 23.03.2004 tarih ve 12-68; 09.10.2001 tarih ve 181-204; 21.10.1997 tarih ve 99-202 sayılı kararları başta olmak üzere, birçok kararında da vurgulandığı üzere, öğretide ve uygulamada taksirin unsurları;
a- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
b- Hareketin iradiliği,
c- Neticenin iradi olmaması,
d- Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,
e- Neticenin öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması, şeklinde kabul edilmektedir.
Bilinçli taksir ise 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesinde, “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” olarak tanımlanmıştır. Taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Tüm açıklamalar çerçevesinde;
Olay günü saat 00:40 sıralarında, Gemini Park isimli sitesinin ortasında bulunan ve sanıklardan … ve …’un müdürlüğünü, sanıklardan …’un ise fiili olarak idareciliğini yaptığı, Premier İnşaat LTD. Şirketi tarafından işletilmekte olan restoran barın garsonu olan …’ın elinde ispirto dolu bir bidonla restoranın dans pistine ispirto döküp, daha sonrada bu ispirtoyu ateşe verdiği sırada, elinde bulunan bidonun ateş alıp, patlayıp etrafa ateş sıçraması sonucunda, dans pistine yaklaşık 2 metre uzaklıkta bulunan Eden Francesca Galvani Skeete’nin öldüğü, Joseph Cristopher Elford, …, …, John Daniel Brazier, …, Mark Wiliam Hunter, Moira Allan’ın ise nitelikli şekilde yaralandıkları olayda, restoran barın dans pistinin buraya gelen kişilerin oturmaları için temin edilmiş masalardan yaklaşık 2 metre uzaklıkta bulunması, belirtilen ateşli gösterinin tatil sitesinde her hafta düzenli olarak bu işte ehil olmayan vasıfsız garsonlar tarafından yapılması, dans pistinin yakınında, mağdur beyanlarından da anlaşılacağı üzere kullanıma hazır bir yangın tüpünün bulundurulmaması hususları dikkate alındığında, meydana gelen neticenin tüm failler tarafından önceden öngörülmüş olmasına karşın, herhangi bir tedbir alınmayarak, bilinçli taksir ile hareket ettikleri gözetilmeyerek, yazılı şekilde hüküm kurulup, eksik ceza tayin edilmesi;
2- Sanıklardan … ve … tarafından kazanın meydana geldiği restoran barın işletilmesinin herhangi bir vasfı bulunmayan diğer sanıklar … ve Kamil Koyun’a bırakılması, ateşle yapılan gösterinin kişilerin güvenlikleri açısından tehlikesi bulunmayan bir alanda yapılmaması hususları dikkate alındığında, sanıkların dosyada bulunan bilirkişi raporlarında belirtilenden daha da fazla kusurlarının bulunması gerektiği, bu nedenle maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sanıkların olaydaki kusurlarının kesin olarak tespiti bakımından, teknik üniversitelerin konu ile ilgili kürsülerinden seçilecek öğretim üyelerinden oluşacak bilirkişi heyetinden alınacak rapor sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
3-Yapılan yargılamada kendilerini aynı vekille temsil ettiren katılanlar, …, …, … ve Juanita Morton lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeyerek, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı kanunun 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.