YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9664
KARAR NO : 2013/879
KARAR TARİHİ : 14.01.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama, Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 1- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma: Beraat
2- Taksirle yaralama: Düşme
Taksirle yaralama suçundan sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, Cumhuriyet Savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluşa ve incelenen dosya kapsamına göre, 240 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği aracı ile kavşakta sola dönüş yapmak isterken ana yoldan gelen mağdurun kullandığı motosikletin önüne çıkarak mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve orta derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, asli kusurlu olarak kazaya karışan ve 240 promil alkollü olarak … kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, ancak bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olunan olayda zarar suçu meydana geldiğinden taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği, bu itibarla; bilinçli taksirin unsurları oluştuğu halde, mağdur yargılama sırasında şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiş ise de; suçun bilinçli taksirle işlenmesi ve mağdurda meydana gelen yaralanmanın 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında kalmaması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 89/2-b. maddesine temas eden taksirle yaralama suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 89/2-b, 22/3. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine, olayda bilinçli taksirden söz edilemeyeceğinden bahisle şikayetten vazgeçme nedeniyle yazılı şekilde, 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesi gereğince düşme kararı verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” … kullanamayacak kişinin, bu halde … kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde … kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; sanığa atılı taksirle yaralama suçunun takibinin şikayete bağlı olması ve müştekinin şikayetten vazgeçmesi nedeni ile; düşme kararı verilirken; doktor raporuna göre 240 promil alkollü olan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde yazılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, sanığın kastının bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.