Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/1374 E. 2013/20596 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1374
KARAR NO : 2013/20596
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’ nın 89/1,62/1, 53/3 maddeleri gereğince mahkumiyet, güvenlik tedbiri

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü :
İki sınır arasında temel ceza belirlenirken, cezanın alt ve üst sınırını oluşturan ceza miktarları, suçun işleniş biçimi, kusur durumu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığının dikkate alınması esas olup, olay günü sanığın sahibi ve yöneticisi olduğu Ostim’deki işyerine gelen toplam 4-5 ton ağırlığında 3 m. uzunluğundaki demir çubuk bağlarını sanık …’un kullanmış olduğu forklift denilen iş makinası ile indirirken, işyeri önündeki bozuk zemin şartları ve aracı bu bozuk zemin şartlarına göre kullanmaması sonucu aracın bir tekerleğinin çamura saplanmasıyla liftteki demir çubukların sağa doğru kayarak, bir uçlarının işyerinin girişindeki 1 ton ağırlığındaki ağır demir kapının açık kanatlarından birinin altına girmesi ve liftin hareket ettirilmesiyle menteşelerinden kurtulan kapının kanatlarından birinin sanığın yanında ona yol göstermekte olan ve aynı fabrikada işçi olarak çalışan katılanın üzerine düşerek onun hayati tehlike geçirecek ve 4. (ağır) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olması şeklinde gerçekleşen olayda, her ne kadar sanık olayda tali kusurlu ise de, TCK’nın 61. maddesindeki kusur dışındaki diğer ölçütler ve bu bağlamda sanığın eylemi sonucu oluşan zararın derecesinin de temel cezanın tayininde dikkate alınması suretiyle, hak ve nasafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden temel cezanın asgari hadden tesbiti ve katılanın yaralanmasının niteliğine göre TCK’nın 89/2-b-e maddesi kapsamında kaldığı ve bu madde gereğince sanığın cezasında arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; her ne kadar katılan ile kardeş olan sanık hakkında TCK’nın 22/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu kararda değerlendirilmemiş ise de, katılanın tüm aşamalarda sanık kardeşinden şikayetçi olması, uzlaşmayı kabul etmeyip bu sanık aleyhine de davaya katılan sıfatıyla katılmış olması ve uyarılara rağmen 2 yıl boyunca işyerini önündeki bozuk zemini doğru şekilde düzelttirmediği anlaşılan sanığın, katılan kardeşinin zararını giderme ve
şikayetinden vazgeçmesini temin yönünde herhangi bir girişimde bulunmamış olması dikkate alındığında ve “sanığın eylemdeki tutum ve davranışları, katılanın zararının giderilmemiş olması ve sabıka kaydı gözönüne alındığında sanığın tekrar suç işlemekten çekineceği yönünde kanaat hasıl olmadığından” şeklindeki yeterli ve dosyayla uyumlu görülen gerekçelendirmeyle TCK’nın 51. maddesinin uygulanmadığının belirtilmiş olması karşısında tebliğnamedeki 3 ve 4 no’lu bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Taksirli suçlarda uygulanması mümkün olmayan TCK’nın 53/1-3. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının B bendinin 5. fıkrasının hükümden çıkartılması suretiyle hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/9/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.