Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/2231 E. 2014/832 K. 20.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2231
KARAR NO : 2014/832
KARAR TARİHİ : 20.01.2014

Tebliğname no : 12 – 2012/303980
Mahkemesi : Boğazlıyan Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 18/10/2012
Numarası : 2012/143 – 2012/362
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 37/2 maddesinde düzenlenen dolaylık faillik; bir suçun, bir başkasını araç olarak kullanmak suretiyle işlendiği hallerde söz konusudur. Suç tipini bu şekilde gerçekleştirenler, bir başkasını buna sevk ettiği, suç tipi bakımından zorunlu olan hareketler onun planı çerçevesinde icra edildiği için sorumludurlar. (Türk Ceza Kanunu Genel hükümler, M. K., İlhan Üzülmez, sy 422) Dolaylı faillik için suç işleme iradesi bulunan failin, aslında suç işleme kastı ve niyeti bulunmayan üçüncü kişiyi zorlama/ hatasından faydalanma/ aracının hukuka uygun hareketinden yararlanma/ organize suç örgütlerinin gücünden yararlanma yoluyla iradeye hakimiyet/ kusur yeteneğinin yokluğundan yararlanma yoluyla iradeye hakimiyet şekillerinde gerçekleşebilir. Bu durumların hepsinde dolaylı fail işlemek istediği suç için bir aracı kullanmakta ve bu aracının iradesini bir şekilde kontrol etmektedir.
Dolaylı faillik ile azmettirme arasındaki en önemli fark ise, arkadaki kişi fiilin icrası safhasında üstün bir konumdaysa, yani vakıaları başından sonuna kadar kontrolünde bulundurmaktaysa dolaylı faildir. Azmettirme de ise, serbest iradesiyle hareket eden bir şahsın çözülmesi söz konusudur. Azmettiren kişi, suç işleme doğrultusundaki iradesini bir başkasına intikal ettirmektedir. Ancak azmettiren azmettirdiği suçun işlenişi safhasında olayların seyrine hakim olamamakta, suçun işlenişi bakımından azmettirilene tabi olmaktadır.
Azmettirmede aracı kişide suç işleme iradesi oluşturulurken, dolaylı faillikte aracının suç işlemeye zorlanması ve aslında suç işlemek istemeyen kişiye suç işletilmesi söz konusudur.
Somut olaya gelince, 1932 doğumlu sanık H.. A..’ın olay günü ikamet ettiği köyden ilçe merkezine gelerek gübre aldığı, gübre aldığı dükkandan 15-20 metre ileride bulunan kum dükkanına gitmek istediği sırada, yaşlılığı ve rahatsızlığı nedeniyle traktörü sürmek istememesi nedeniyle, yoldan geçen ve daha önceden tanımadığı 1995 doğumlu S.. T.. isimli şahıstan traktörü ileri almasını istediği, S.. T..’in de sanığın talebi doğrultusunda traktörü ileri almak isterken yolun kenarında park halinde bulunan araçlara çarparak zarar verdiği olayda, sanığın suç işleme kastı olmadığı, S.. T.. isimli kişiyi aracı olarak kullandığına dair delil bulunmadığı dikkate alındığında, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, atılı suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.