Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/24602 E. 2014/1822 K. 28.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24602
KARAR NO : 2014/1822
KARAR TARİHİ : 28.01.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :2863 sayılı Kanuna Muhalefet
Hüküm :1-2863 sayılı Kanun’un 65/b, TCK’nın 62, 52/2-4, CMUK’nun 326/son. maddeleri gereğince mahkumiyet.
2-Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2012 tarih ve 2012/158 E. sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının mükerrer açılması nedeniyle reddine.

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ve mükerrer açılan davanın reddine ilişkin hükümler, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-Katılan vekilinin mükerrer açılan davanın reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
CMK’nun 223/7. maddesi uyarınca verilen mükerrer açılan davanın reddine ilişkin kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, verilen red kararının isteme uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesine göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edileceği; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı, belirtilen değişiklik öncesinde işlenen suçlar bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın villasının bulunduğu taşınmazın maliye hazinesi adına kayıtlı olması nedeniyle eylemin hukuka uygun bir zeminde icra edilmediği ve eylemin izne bağlanmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın villasının alt katındaki pencereleri PVC ile değiştirme şeklindeki çalışmayı yapmanın suç olduğunu bilmediğine dair savunmasına itibar edilmeyerek varılan sübutta bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 57/7 maddesi uyarınca, taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, bunların koruma alanları ve sit alanlarında, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21. maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratların, bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmuş idarelerin izin ve denetimi ile yapılması gerektiği, aynı Kanunun 57/8 maddesine göre de, koruma, uygulama ve denetim bürosu kurulmamış yerlerde taşınmaz kültür varlıkları, bunların koruma alanları ve sit alanlarında, anılan türden tadilat ve tamiratların Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün izin ve denetiminde yapılabileceği, dosya kapsamında onaylı örneği mevcut İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 15/11/1995 tarih ve 7755 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilerek 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi gereğince maliye hazinesi adına orman sınırları dışına çıkarılan alan üzerinde bulunan ve 1992-1993 yılında kaçak olarak yapılan 3 katlı villanın alt katındaki 8 adet penceresinin PVC malzeme ile değiştirilmesi işleminin, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında “basit tadilat” niteliği taşıdığı, sanığın aşamalarda yaptığı savunmalarda, suça konu faaliyet için herhangi bir yerden izin almadığını söylediği, bu haliyle eylemin 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesine temas eden suçu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.