Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/29499 E. 2014/22641 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29499
KARAR NO : 2014/22641
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle öldürme
Hüküm :TCK’nın 22/6. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığı

Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, 28.08.2007 tarihinde eşini kaybeden 6 çocuklu sanığın, 09.09.2010 tarihinde eşini kaybeden 6 çocuklu ölenle, kazadan 5-6 ay kadar önce gayriresmi olarak birlikte yaşamaya başladıkları, tanık beyanlarına göre aralarında herhangi bir geçimsizliğin bulunduğuna, sanık ile ölenin aile hukukundan kaynaklanan yükümlülükleri ihlal ettiğine dair bir delilin bulunmadığı, olay günü komşuları olan tanık …’in sabah saatlerinde kapıyı çalmasına rağmen ses alamaması üzerine pencereden içeri baktığında sanığın ve ölenin yerde yattıklarını fark ettiği, bunun üzerine haber verdiği komşu ve yakınlarının yardımıyla ölen ve sanığın evden çıkarılarak hastaneye nakledildiği, ölen üzerinde yapılan otopsi sonucuna göre, kimyasal incelemede saptanan % 62,9 karboksihemoglobinin öldürücü düzeyde olduğu ve kişinin ölüm nedeninin karbonmonoksit zehirlenmesi olduğu olayda; TCK’nın 22/6. maddesinin uygulanabilmesi için taksirle hareket sonucu neden olunan neticenin, münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiği, hükmün uygulanması bakımından sanık ile ölen arasında Türk Medeni Kanunu anlamında hısımlık ilişkisinin bulunmasının şart olmadığı, mağdur veya ölen ile sanık arasında üstsoy, altsoy, kardeş veya resmi nikâhlı eş gibi hısımlığın bulunduğu olaylarda, esas itibariyle neticenin sanık açısından ızdırıp verici, manevi açıdan yıkıma yol açıcı nitelikte olduğunun, aksinin ispatı mümkün bir karine olarak kabul edildiği, taksirli fiil ile meydana gelen neticenin, sanığın kişisel ve ailevî durumu itibariyle, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açacak nitelikte olmadığının ispatı halinde, sanık ile mağdur veya ölen arasında yakın hısımlık ilişkisi bulunsa dahi hükmün uygulanmasının mümkün olmayacağı;
TCK’nın 22/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin şartların her somut olayın özelliklerine göre; kazanın meydana geliş şekli, fail ile mağdur veya ölen arasındaki ilişki, neticenin fail üzerindeki etkileri irdelenerek neticenin münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açıp açmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edileceği, maddede fail ile mağdur veya ölen arasındaki hısımlık ilişkisinden söz edilmediği, mağdur veya ölen ile fail arasında salt Türk Medeni Kanunu anlamında evlilik ilişkisi bulunmamasının hükmün uygulanmasına engel teşkil edeceği şeklindeki bir kabulün, hükmün konuluş amacına aykırı olacağı, nitekim Dairemizin 12.12.2012 tarih, 2012/5297 Esas ve 2012/27023 Karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, meydana gelen kaza sonucunda sanığın birlikte yaşadığı gayri resmi eşinin ölümüne neden olması halinde de, TCK’nın 22/6. maddesi gereğince münhasıran kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açacağından ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği, somut olayda, tanık beyanlarına göre, ölen ile sanık arasında herhangi bir geçimsizliğin bulunmadığı, sanık ile ölenin gayriresmi birlikteliğinin, ölenin yaşları küçük katılanların mağduriyetlerine sebebiyet verdiği açık ise de, söz konusu mağduriyetin, ölümden değil, ölenin kişisel tercihi ile çocuklarını bırakıp sanıkla birlikte yaşamaya başlamasından kaynaklandığı, ölenin özel hayatına ilişkin bu tercihle aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmesinin sonuçlarının faile yüklenemeyeceği dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmakla; katılanlar vekilinin TCK’nın 22/6. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleşmediğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.