YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9312
KARAR NO : 2013/18324
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Hüküm : Davanın REDDİ,
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Davacı hakkında 4389 sayılı Kanuna muhalefet suçundan yapılan yargılama neticesinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2007 tarih 2006/312 Esas – 2007/19 Karar sayılı hükmü ile 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, verilen hükmün kesinleşmesi nedeniyle infazına geçildiği ve davacının hükümlü olarak 16.03.2007 tarihinde cezaevine alındığı, 16.03.2008 tarihinde şartla tahliye edildiği, davacının bu suretle cezasını 366 gün olarak infaz ettiği, davacı vekilinin 30.04.2007 tarihli itirazı üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21.01.2010 tarih 2007/12553 Esas – 2010/463 Karar sayılı ilamı ile zorunlu müdafinin yüzüne karşı kurulan mahkumiyet hükmünün sanık vekiline tebliğ edilmemesi nedeniyle temyiz talebinin reddine dair verilen karar kaldırılarak itirazı temyiz olarak değerlendirilip davacı hakkındaki mahkumiyet hükmünün 4389 sayılı Kanun kapsamında lehe değerlendirilmesi yönünden bozulması üzerine davacının hükümlü olarak geçirdiği sürenin esasen haksız tutuklama olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede,
Davacının tutuklanmasına konu olan 4389 sayılı kanuna muhalefet suçu ile ilgili olarak Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/312 Esas – 2007/19 Karar sayılı dosyasında 16.03.2007 -16.03.2008 tarihleri arasında 366 gün süreyle tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 03.11.2010 tarihinde davacı hakkında 4389 sayılı kanuna muhalefet suçundan CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu aşamadaki hükmün davacı bakımından herhangi bir sonuç doğurmadığı, davacı bakımından dayanak mahkeme hükmünde belirtilen 5 yıllık deneme süresi sonunda davanın düşmesine karar verilmesi halinde tutuklu kalınan süreler için süresinde dava açılması halinde tazminat talep edilebileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi gerekçesi itibariyle hatalı sonucu itibariyle doğru kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, davalı hazine yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme uygun olarak BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına 3. bent olarak; “Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre karar tarihinde geçerli olan 2.400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.07.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.