YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13412
KARAR NO : 2015/9384
KARAR TARİHİ : 01.06.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Bulgaristan Devleti’nde işlediği taksirle öldürme suçundan hükümlü …’nun, TCK’nın 53/6. maddesi gereğince 2 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü;
İncelenen dosyada… Şehri İl Mahkemesinin 12/04/2012 tarih ve 2012/123 sayılı kararı ile erteli iki yıl hapis cezası ve iki yıl süre ile motorlu taşıt kullanma hakkından yoksun kılınan, … hakkındaki sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin Ceza Yargılarının Milletlerarası Değerine ilişkin Avrupa Sözleşmesine göre infaz edilmesi, hükümlünün yerleşim yeri mahkemesinden talep olunmakla, …Asliye Ceza Mahkemesince, 15/11/2013 gün ve 2013/143 – 2013/518 sayı ile talebin kabulüyle TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca, hükümlü …’nun 2 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verildiği,
5237 sayılı TCK’nın 17. maddesinde; “Yukarıdaki maddelerde açıklanan hâllerde mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.” hükmüne yer verilip, maddenin uygulanma şartlarının ise madde gerekçesinde, “…yabancı ülkede verilmiş mahkûmiyet kararına bağlı hak yoksunluklarının Türkiye’deki etkisi düzenlenmiştir. Yürürlükteki kanunun 8. maddesinin tekrarı olan bu hüküm, düzenlemesi itibarıyla adalet esasına göre uygulanabilirliği olan bir hüküm değildir. Gerçekten yabancı bir mahkeme tarafından hükmolunmuş olan cezaya, bu kararın verildiği ülke hukukunda bağlanmış olan hak yoksunluklarını esas alan düzenlemeler, sağlıklı bir sonuç vermekten uzaktır. Özellikle her ülkedeki mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının kapsamının farklı olması çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Nitekim bazı ülkelerde hak yoksunluklarına ayrıca hükmedilmediğinden, bunlar mahkeme kararında belirtilmezler. Bu durum da göstermektedir ki, hak yoksunlukları bakımından yabancı ülke hukukunun esas alınması ülke içinde yeknesak ve adil bir uygulamaya imkân vermemektedir. İşte bu nedenlerledir ki, madde metninde, eşitlik ilkesi gereği olarak, yabancı bir mahkeme tarafından hükmedilmiş olan cezaların, doğurduğu hak yoksunlukları bakımından ülkemiz hukukunun dikkate alınması kabul edilmiştir.” şeklinde belirtildiği,
Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında 2081 sayılı Kanun ve Avrupa Sözleşmesi’nin Onaylanması Hakkında 19.9.1977 tarihli Bakanlar Kurulu Kararında, sözleşmenin uygulanma koşulları belirtilmiş, ilgili Kanun’un 5. maddesinde, “Sözleşmenin, müeyyidelerin yerine getirilmesi ile ilgili 5. bölümü gereğince mahkemelerce verilecek nihai kararlara karşı acele itiraz yoluna” başvurulacağı, hükmüne yer verildiği,
5320 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 2. fıkrasındaki; “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğer kanunlarda yer alan acele itirazlar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun itiraza ilişkin hükümleri” nin uygulanacağına ilişkin hüküm ile 5271 sayılı Kanun’unun, kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merci tarafından, başvurunun derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderileceğine ilişkin 264. maddesi hükmü nazara alındığında, hükümlünün talebinin itiraz kanun yoluna tabi olduğu ve itiraz merciince CMK’nın 267 vd. maddeleri uyarınca incelenip karara bağlanmasının gerektiği anlaşılmakla, itiraz niteliğinde kabul edilmesi gereken temyiz isteminin itiraz merciince karara bağlanması için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.