YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16080
KARAR NO : 2015/14543
KARAR TARİHİ : 05.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/240055
Mahkemesi : Ankara(Kapatılan) 19. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 29/04/2014
Numarası : 2013/1361 – 2014/471
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 100. maddesiyle CMK’nın 324/4. maddesinde eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.” şeklindeki cümle ile yargılama giderlerinin tahsili bakımından 6183 sayılı Kanunun 106. maddesine atıfta bulunulduğu, anılan maddede “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir” düzenlemesine yer verildiği, incelemeye konu dosyada, hüküm tarihi itibariyle yargılama giderlerini 16 TL olarak hesaplamış ise de, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan harcamaların tamamının yargılama giderleri kapsamında olması, dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi için yapılan giderin henüz hesaplanmamış olması ve bu giderin hesaplanmasından sonra ortaya çıkan bakiyenin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde hazine üzerinde bırakılabilmesi, bu hususun infaz aşamasında değerlendirilmesinin mümkün olması nedeniyle, yargılama giderinin sanığa yükletilmesi bozma konusu yapılmamış olup, tebliğnamede bu yönden bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, bir nedene dayanmayan, mahalli Cumhuriyet savcısının, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin yetersiz gerekçe ile uygulanmadığına, cezanın TCK’nın 179/3. maddesi uyarınca tayin edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kısa kararda, temel cezanın 2 ay hapis cezası olarak belirlendiği, hükmün gerekçe kısmının son parağrafında teşdit nedenleri belirtilmek suretiyle cezanın caydırıcılığı dikkate alınarak kısmende olsa alt hadden uzaklaşılarak ceza tayini gerektiği belirtilmesine rağmen, aynı parağrafın son cümlesinde yazım yanlışlığı ile ”sanık hakkında alt hadden ceza tayini gerektiği anlaşıldığından” denilmek suretiyle çelişki yaratılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm gerekçesinin 3. parağrafındaki ”ceza tayini gerektirir bir durum bulunmadığından, sanık hakkında alt hadden ceza tayini gerektiği anlaşılmış” ibaresinin çıkartılarak yerine ”ceza tayin edilmesi gerektiği anlaşılmış” ibaresinin ilave edilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.