Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/16522 E. 2015/14726 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16522
KARAR NO : 2015/14726
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/262427
Mahkemesi : Ödemiş (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 18/04/2014
Numarası : 2014/84-2014/416
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, asker olduğu sırada sorgusunun yapıldığı anlaşılmakla, askere sevk edildiği tarih ile muhtemel terhis tarihinin nüfusa kayıtlı bulunduğu yerin bağlı olduğu askerlik şubesinden sorularak, sonucuna göre, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 5530 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 20/1. maddesinde yer alan, “Er ve erbaşlar ile yedek subayların askere girmeden veya silâh altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ait davalarda soruşturma ve kovuşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır.” hükmü uyarınca, sanık hakkındaki kovuşturma işlemlerinin askerliğinin bitimine kadar geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanarak, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- CMK’nın 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrasının tekrar uygulanmasına yasal engel olarak kabul edilemeyeceği, ancak mahkemece suç işleme eğilimi yönünden değerlendirilebileceği gözetilmeden, anılan maddede belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde bir değerlendirme de yapılmadan, yazılı şekilde sabıkalı olduğu gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01.03.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK’nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin, infazı kısıtlayacak şekilde, hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde TCK’nın 50/6. maddesi gereğince hapis cezasının infaz edileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.