YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18571
KARAR NO : 2015/10249
KARAR TARİHİ : 10.06.2015
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : CMK’nın 223/2-a. maddesi gereğince beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14.12.1974 tarih, 8172 sayılı kararıyla Doğal ve Tarihi Sit Alanı olduğu tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanı içerisinde yer alan ve İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 24.04.1992 tarih, 4571-4572 sayılı kararlarıyla korunması gerekli kültür varlıkları olduğu kabul edilen ve aynı Koruma Kurulu’nun 24.09.1992 tarih, 5176-5177 sayılı kararlarıyla da hazırlanan restorasyon projeleri onaylanan İstanbul ili, … ilçesi, … mahallesi, 521 ada, 7 ve 8 sayılı parsellerde yer alan tescilli binaların sanık … tarafından 13.11.1997 tarihinde satın alındığı ve 12.11.2004 tarihinde …BANK A.Ş. ye binaların bodrum ve zemin katlarının kiraya verildiği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi görevlilerince yerinde yapılan denetimde, zemin kattan 1. kata çıkılan merdivenlerin iptal edildiğinin, merdiven sahanlıklarının onaylı projelere aykırı yapıldığının, ayrıca her iki parsellerdeki binaların zemin katlarındaki ara duvarların kaldırılarak, iki binanın birleştirildiğinin tespit edildiği ve tespitler hakkında 08.01.2008 tarihli yapı tatil tutanağının düzenlendiği, bu tespitler üzerine ilgili Koruma Bölge Kurulu’nun 19.08.2008 tarih, 3216 sayılı kararıyla aykırılıkların giderilmesi için 6 aylık sürenin verildiği, ilgili Koruma Bölge Kurulu görevlilerince yerinde yapılan 02.07.2010 tarihli denetimde ise aykırılıkların halen giderilmemiş olduğunun belirlenmesi üzerine de, İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 31.07.2012 tarih, 533 sayılı kararıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, tescilli binaların sahibi olan sanık… hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yapılan yargılama neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 28792 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak
yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun gereğince, sit alanı ilanına veya koruma kararına ilişkin kararların ilgililerine tebliğ edilmesinin zorunlu hale getirildiği, olayda ise tebliğin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanığın beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının veya koruma kararının tapu kaydına şerh verilmesinin, koruma kararının ilgililerince bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür varlığı olduğu, ancak koruma kararının 11.10.2013 tarihinden önce, 24.04.1992 tarihinde kabul edildiği, sanığın tarafı olduğu 12.11.2004 tarihli kira sözleşmesinde, binanın tescilli bir yapı olduğunun belirtilmesi karşısında, davaya konu binaların korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları olduğunun sanık tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla,
Üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlığında zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay yerinde sanat tarihçi ve inşaat mühendisi ile keşif icra edilerek, öncelikle izinsiz uygulamalarda kullanılan malzemelerdeki eskime durumu nazara alınarak yapım tarihlerinin tespit edilip sonucuna göre hakkında dava açılan sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi, izinsiz uygulamaların ne zaman yapıldıklarının, böylece sanığın hukuki sorumluluğunun tespitinin ardından, uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığının, niteliğinin ve yapıda zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda sorumluluğu tespit edilen sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, bu nitelikte bir zararın mevcut olmadığının, ancak yapılan uygulamaların ruhsata tabi inşai ve fiziki müdahale kapsamında bulunduğunun belirlenmesi durumunda, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması, yapılan bu uygulamanın ruhsata tabi olmayan, “basit onarım” niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, 5498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi; ayrıca, izinsiz uygulama neticesinde tescilli yapının zarar görmediğinin anlaşılması durumunda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle büyükşehir belediyesi veya il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, hükümden sonra, 08/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.