Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/22076 E. 2015/9448 K. 02.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22076
KARAR NO : 2015/9448
KARAR TARİHİ : 02.06.2015

Mahkemesi : ğır Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17/06/2008 tarih, 2008/99 esas, 2008/224 karar sayılı ilamıyla, sanığın 17/02/2004 tarihinde işlediği sabit görülen izinsiz kazı yapma suçundan 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/2, 765 sayılı TCK’nın 59/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis, 366 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 31/07/2008 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başladığı, daha sonra, sanığın, 02/08/2010 tarihinde 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işlediği sabit görülerek sanık hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin 30/05/2012 tarih, 2010/889 esas, 2012/621 karar sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği ve anılan kararın 24/06/2013 tarihinde kesinleşmesine müteakip, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının değerlendirilmesi için yapılan 02/08/2013 tarihli ihbar üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesince, dosya yeniden ele alınıp, 01/11/2013 tarihli tensip zaptı ile duruşma açılarak, 24/12/2013 tarihinde sanığın mahkumiyetine karar verildiği görülmekle;
Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 17/06/2008 tarihli kararın kesinleşme tarihi olan 31/07/2008 tarihinden itibaren denetim süresi içinde verilen mahkumiyet kararına konu ikinci suçun işlendiği 02/08/2010 tarihine kadar CMK’nın 231/8. maddesi gereğince dava zamanaşımının durduğu, bu sürenin eklenmesi halinde suç tarihi ile inceleme tarihi arasında sanığın lehine olan 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412
sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 02/06/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar 31.07.2008 tarihinde kesinleşmiş, deneme süresi içinde 02.08.2010 tarihinde işlediği ve 24.06.2013 tarihinde kesinleşen yeni bir suç nedeniyle ihbarda bulunulmuş ve açıklanması geri bırakılan hüküm mahkemece 24.12.2013 tarihinde açıklanmıştır.
Daire çoğunluk görüşünce ikinci suçun işlendiği 02.08.2010 tarihinde zamanaşımının işlemeye başladığından bahisle sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Biz aşağıdaki gerekçelerle zamanaşımının dolmadığını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun düşme yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
CMK’nın 231/8. Maddesine göre hükmün açıklanmasınının denetim süresi içinde zamanaşımı durur. Sorun duran bu zamanaşımının ne zamana kadar devam edeceği ve ne zamandan itibaren işlemeye başlayacağıdır. Burada karşımıza zaman aşımının işlemeye başlama tarihini belirleme bakımından üçlü bir yol çıkmaktadır. Bunlar:
1-Zamanaşımı yeni bir suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlar.
2-Zamanaşımı işlenen yeni suçun kesinleştiği tarihte yeniden işlemeye başlar.
3-Zamanaşımı geri bırakılan hükmün açıklanmasıyla yeniden işlemeye başlar.
Bu alternatiflerden yeni bir suçun işlenmesini zamanaşımının yeniden başladığı tarihi olarak düşünebiliriz. Ancak işlenen yeni suç kesinleşmeden geri bırakılan hüküm açıklanmadığına göre bunu zamanaşımının yeniden işlemeye başlaması için kabul edemeyiz. Bu kabulde işlenen yeni suçun yargılamasının uzun sürmesinden sanık yararlanmaktadır. Nitekim dosyamıza konu davada bunu görmekteyiz.
İşlenen yeni suçun kesinleşme tarihi de düşünülebilir. Belki akla yatkın görülebilir, ancak, hükmün açıklanması her zaman yeni bir suç işlenmesine bağlı olarak açıklanmıyor CMK’nın 231/11. maddesi “denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması” halinde de hüküm açıklanmaktadır. Dolayısıyla bu tedbirlere aykırılığın kesinleşmesi aranmadığından ve mahkemenin yargılama yaparak bu konuda tespiti yapması arandığından burada da kesinleşmiş kararı zamanaşımının başlangıcına esas alamayız. Yani bu kabul de sorunun tamamını çözmüyor.
Ve nihayet sonuncu olan geri bırakılan hükmün açıklanması tarihini esas aldığımızda, sorun çözülmektedir. Öyleki denetim süresi içinde birden çok suçun işlenmesi halinde bunlardan her birinin ihbarı sonrası oluşacak sorunlar da böylece önlenmiş olur. Ayrıca kanunun kendisine sunduğu fırsatı değerlendirmeyip yeni suç işleyen sanıkları yeniden işlediği suçun yargılamasının uzaması nedeniyle zamanaşımından düşmeyle ödüllendirmemek gerekir. Açıkladığımz bu nedenlerden dolayı zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı tarih hükmün açıklandığı tarih olan 24.12.2013 olup bu durumda 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresine 4 yıl 4 ay 24 gün daha uzamış olduğundan bu dosyanın zamanaşımı 11.01 2016 tarihinde dolacak olduğundan sayın çoğunluğun zamanaşımından düşme yönündeki görüşlerine katılmıyoruz.