Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/22208 E. 2015/18160 K. 24.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22208
KARAR NO : 2015/18160
KARAR TARİHİ : 24.11.2015

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beratine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; ilan edilmese dahi muhattapların ilgili taşınmazın sit alanında kaldığını bildiklerinin anlaşılması halinde, izinsiz yapılan uygulamalardan sorumlu olacakları, keza 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin amacının, sit alanı tesciline ilişkin kararların, muhahattapları tarafından öğrenilmesini sağlamaya yönelik olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, doğal sit alanı olarak tescilli sınırlar dahilinde bulunan, … ili, … ilçesi, … köyü, …. mevkii, 1286 parsel üzerine, sanıklar tarafından suç tarihinde, hafriyat döktürülüp, hayvan barınakları ve duvarlar inşa edildiğinden bahisle açılan kamu davası ile ilgili olarak, sanıkların dosya kapsamında mevcut ifadeleri incelendiğinde, dava konusu uygulamaların yapıldığı bölgenin doğal sit alanında kaldığı hususunda bilgi sahibi olduklarına ilişkin bir beyanda bulunmadıkları görülmekle, öncelikle, dava konusu taşınmazın, hangi Koruma Kurulu karar veya kararlarına dayanılarak doğal sit alanı içerisine alındığı, bu karar ve kararların usulüne uygun olarak mahallinde ilan edilip, edilmediği, ilan edilmiş ise eğer, sanıkların ilan tarihi itibariyle ve uzun zamandır bu bölgede yaşayıp yaşamadığı, taşınmazın bu vasfının çevrede yaşayan şahıslar tarafından bilinip, bilinmediği, nihayetinde, müdahale gerçekleştirilen yerin doğal sit alanı içerisinde kaldığının sanıklar tarafından bilinmesi gerekip gerekmediğinin tereddütsüz biçimde tespit edilip, diğer yandan, gerek soruşturma, gerekse kovuşturma safhasında yapılan araştırmalar neticesinde, araziye hafriyat dökülmesi hususunda sanıkların bilgi ve rızalarının bulunduğuna dair herhangi delil elde edilmemiş olmasına karşın, mahallinde yapılan keşifte görevlendirilen inşaat mühendisi tarafından sunulan 18/04/2013 tarihli rapor ve dosya kapsamı itibariyle, taşınmaz üzerinde bulunan hayvan barınakları ve duvarların sanıkların tasarrufu ile yaptırıldığı, bu eylemlerden, harçlı taş duvarın 10 yıllık olduğundan, bu fiile ilişkin dava zamanaşımı süresinin dolduğu, ancak bu raporda, hayvan barınaklarının ve diğer uygulamaların ne zaman yapıldığı, hususunda bir değerlendirme yapılmadığı, bu kapsamda, görevlendirilen bilirkişiden, bu eylemlere ilişkin, kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu dikkate alınarak, yapılış tarihleri ve nitelikleri hususunda ek rapor düzenlettirilip, bu şekilde sanıkların dava konusu uygulamaları zamanaşımı süresi içerisinde gerçekleştirip gerçekleştirmediği belirlenerek, ayrıca;
Bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin kurulan koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, 6498 sayılı Kanun gereğince tescil kararının taşınmaz malikine tebliği gerekip, ilgili tescil kararının sanıklara veya arazi maliki olan anneleri ..’e tebliğ edilmediğinden bahisle, eksik araştırma ve hatalı değerlendirmelerle, sanıkların beraatlerine dair yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.