Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/22722 E. 2015/15854 K. 20.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22722
KARAR NO : 2015/15854
KARAR TARİHİ : 20.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/144399
Mahkemesi : Çaykara Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 10/12/2013
Numarası : 2013/49 – 2013/164
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar S.. T.. ve M.. T..’ın beraatlerine ilişkin hüküm katılan vekili sanık S.. T..’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık S.. T..’ın, babası Adil Turan’ın ölümünden önce kullandığı, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 04/12/1998 tarih ve 3332 sayılı kararı ile tescilli 3. derece doğal sit alanı içerisine yer alan ahşap yapıda izin almaksızın, betonrame yapı elamanları da kullanarak “inşai ve fiziki” müdahalede bulunduğunun belirlendiği, Çaykara Kaymakamlığınca düzenlenen 01/03/1999 tarihli “hoparlör ilan tutanağı” na göre, bölgenin niteliğinin mahallinde mutat vasıtalarla halka duyurulmuş olduğu, sanık S.. T..’ın suça konu yerin niteliğini bildiğinin kabulünün gerektiği, suç tarihi itibariyle Çaykara Belediyesi bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunmadığı, adı geçen sanığın sübuta eren eyleminin 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesine temas eden izinsiz olarak inşai ve fiziki müdahalede bulunma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından,
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar M.. T.. ve S.. T.. tarafından işlenmediğinin sabit olduğu, sanıkların, sanık S.. T..’ın eylemine katılmadıkları gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık S.. T.. müdafinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve yeni yasal düzenleme karşısında sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık S.. T.. hakkında tayin edilen temel cezada takdiri indirim yapılırken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının ikinci paragrafının başına, “5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, sanıklar M.. T.. ve S.. T..’ın beraatlerine ilişkin hükmün DOĞRUDAN, sanık S.. T..’ın mahkumiyetine ilişkin hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.