YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4720
KARAR NO : 2014/20967
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : TCK’nın 136/1, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık …’ın, pornografik içerikli bir internet sitesinde, … rumuzunu kullanarak, arkadaşı olan mağdur …’in kullanımındaki cep telefonunun numarasını, “Karı satıyoruz, arayın.” şeklindeki uygunsuz ibarelerle birlikte başkalarının görgüsüne sunduğu iddiasına konu olayda,
Mağdurun aktif kullanımında olan, herkes tarafından bilinmeyen veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olmayan, ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı cep telefonunun numarasını, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek ibarelerle birlikte başkalarının görgüsüne sunan sanığın eylemlerinin, TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, aynı Kanun’un 125. maddesindeki hakaret suçlarını oluşturacağı, mağdura yönelik incitici ibarelerin, mağdurun kullanımındaki cep telefonu numarası ile birlikte aynı yazı içeriğine yazılmış ve aynı anda yayımlanmış olması karşısında, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, TCK’nın 44. maddesi gereğince, daha ağır cezayı gerektiren verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılacağı ve yerel mahkemece de sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla, CMK’nın 225/1. maddesindeki, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” düzenlemesi ve sanık hakkında TCK’nın 123/1. maddesinde tanımlanan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan bir dava açılmadığı da nazara alındığında, tebliğnamedeki, “Olay tarihinde müstehcen içerik taşıdığı iddia edilen ancak içeriği tespit edilemeyen siteye mağdurun kullandığı cep telefonu numarasını yazarak karı satıyoruz arayın ibaresi yazan sanığın bu eyleminin, herkesin numara sorgulama ile kolayca tespit edebileceği mağdura ait cep telefonu numarasını yazarak paylaşmasının mahkumiyete karar verilen suç tipine uymadığı, ancak kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturup oluşturmadığı hususunun tartışılmadan hüküm tesisi” nedeniyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, adli sicil kaydında gösterilen ve temin edilen ilam içeriğine göre, sanığın, Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2011 tarihinde kesinleşen, 01.03.2011 tarih, 2010/148 esas, 2011/37 sayılı kararıyla,17.09.2010 tarihinde işlediği sabit görülen tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-1, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenen erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmakla, TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin diğer kararlara atıfla, “Sanık hakkında daha önce verilen hükümler mahkumiyet hükmü niteliği taşımadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğundan…” şeklindeki yanılgılı kabule dayalı olarak, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması; ayrıca, daha önce kasıtlı suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmiş olan sanığa hükmolunan hapis cezasının TCK’nın 51/1-a maddesine aykırı olarak ertelenmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, CMK’nın 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrasının tekrar uygulanmasına engel bir neden olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, anılan maddede belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde bir değerlendirme de yapılmadan, yazılı şekilde daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, sanığın kasıtlı suçtan tekerrüre esas mahkumiyetinin bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama şartlarının oluşmayacağı anlaşıldığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, sübuta ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
TCK’nın 51/7. maddesinde, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen hükümlünün, ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin düzenlendiği ve bu konuda karar verme yetkisinin ikinci suçtan dolayı hüküm veren mahkemede olduğu gözetilmeden, hükmolunan hapis cezası ertelenen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen cezasının “infaz kurumunda çektirilmesine” şeklinde, infazı kısıtlar biçimde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 6. paragrafındaki, “TCK 51/7 maddesi gereğince hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezasının infaz kurumunda çektirilmesine, (İhtar edildi)” ibarelerinin, “TCK’nın 51. maddesinin 7. fıkrası gereğince, sanığın denetim süresi içerisinde kasten suç işlemesi durumunda ertelenen hapis cezasının kısmen ya da tamamen infaz edileceği hususunun sanığa bildirilmesine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.