YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4832
KARAR NO : 2014/19017
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : 2.570,88 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
Davacı vekilinin 30.11.2012 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek 466 sayılı Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 2005/72 Esas – 2005/243 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) Zorla reşit olmayan kızı kaçırmak suçundan, 17.03.2005 – 06.10.2005 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz incelemesi sonucu onanmak suretiyle 27.04.2012 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 30.11.2012 tarihinde işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun gereğince öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, dava için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış, manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, faiz talep edilmemesi ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 203 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp eksik tayini temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan incelemeye, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı tarafından yasal faiz talep edilmemesi karşısında kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına talepten fazla olacak şekilde tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin reddedilen sair temyiz itirazlarının dışında kalan temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükmün 1. fıkrasında faize ilişkin kısımdaki “ tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ” ibaresinin hükümden bütünüyle çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.