YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6714
KARAR NO : 2014/23594
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suçlar : Konut dokunulmazlığının ihlali, özel hayatın gizliliğini ihlal
Karar-Hüküm : Katılan sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan: TCK’nın 116/1, 62/1, CMK’nın 231. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: Beraat
Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan katılan-sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; sanık …’nun beraatine ilişkin hüküm, katılan-sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanun’un 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanık müdafiinin temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B) Beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.12.2010 tarih, 2010/8-242-265 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yargılama kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, kanun değişikliklerindeki geçici düzenlemelerde aksi belirtilmiş olmadıkça, derhal uygulama “hemen uygulama” ilkesinin geçerli olmasıdır. Bu ilke uyarınca usul işlemleri, yapılacağı sırada yürürlükte bulunan yargılama kanunu hükümlerine tabi olacaktır. Bu durumda, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yargılanan sanık hakkındaki hükmün, hüküm tarihinde görevli olan sulh ceza mahkemesince 05.06.2012 tarihinde verilmiş bulunduğu somut olayda; bu suçla ilgili olarak asliye ceza mahkemesini görevli kılan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un, hüküm tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında, verildiği tarihteki usul hükümlerine göre geçerli bulunduğunda duraksama yaşanmayan hüküm, sırf görevsiz
mahkemece verildiğinden bahisle bozulamaz. Bununla birlikte; başkaca bozma nedenlerinin bulunması halinde, önceki hüküm ortadan kalkarak, mahkemenin görevi sona ereceğinden, hükmün görev nedeniyle de bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple, tebliğnamedeki, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile TCK’nın 134/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre davaya bakma görevi asliye ceza mahkemesine ait olduğundan, hükmün bozulması gerektiği görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, sanık …’in, …’de bulunan yazlık evinin balkonuna yerleştirdiği kamera sayesinde bitişik komşusu olan katılan … ile katılanın ailesini internet üzerinden izlediği iddiasına konu olayda,
Kovuşturma aşamasındaki keşfe dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunda, “Söz konusu kameranın; eski model olduğu, zoom özelliğinin olmadığı, joistik ile hareket ettirilemediği, kayıt işlemine sanığa ait evin balkon girişinden girildiğinde başladığı, bulunduğu yerin sanığın evine girebilecek şahısların kimlik tespiti için uygun konumda olduğu, kameranın çekim alanı katılanın annesine ait yan tarafta bulunan evin bahçesini ve ortak kullanım alanlarını görecek şekilde ise de, kayıt mesafesi 4,5 metre olan kameranın, sanığa ait evin girişinden uzaktaki görüntüleri net bir şekilde algılamadığı, görüş mesafesi arttıkça netliğin kaybolduğu” tespitlerine yer verilmiş olması, bahse konu güvenlik kamerasının kurulum işlemlerini yapan tanık …’nın, “Kameranın sabit kamera niteliğinde olup, oynar başlıklı olma özelliğinin bulumadığı, harekete duyarlı sensörlerle desteklenen kameranın 10 metre çapında bir alanda hareket olması halinde devreye girdiği ve maksimum 5 metreden sonra görüntüleri net bir şekilde algılamadığı” şeklinde anlatımda bulunması, gerek sanığın savunmasına gerek katılanın annesi olan tanık …’in anlatımına göre, yaklaşık 3 yıl önce kurulan kameranın görüntü açısının, katılan tarafından olay tarihinde müdahalede bulunuluncaya kadar, hiç değiştirilmemiş olması, İstanbul’da yaşayan sanığın, şikayete konu kamerayı güvenlik amacıyla takdırdığına yönelik savunması karşısında, sanığın, kameranın yönünü, yan komşusunun evini ve evinin eklentilerini görecek şekilde ayarlayıp, katılanı ve katılanın ailesini sürekli gözetimi altına alarak, onların özel yaşamlarına müdahalede bulunma kastıyla hareket ettiğine ya da katılanın özel hayatının gizliliğini ihlale yol açacak görüntüsünü kaydettiğine dair, katılanın soyut iddiası dışında, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.