YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10049
KARAR NO : 2017/2064
KARAR TARİHİ : 16.03.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile, 2863 sayılı Kanunun 67/2, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/1-2, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hüküm tarihi itibariyle yargılama gideri 8.00 TL olarak hesaplanmış ise de, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan harcamaların tamamının yargılama gideri kapsamında olması, dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi için yapılan giderin henüz hesaplanmamış olması ve bu giderin hesaplanmasından sonra ortaya çıkan bakiyenin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde hazine üzerinde bırakılabilmesi hususunun infaz aşamasında değerlendirilmesinin mümkün bulunması nedeniyle, tebliğnamedeki (2) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiş olup;
Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 17/11/2009 tarihli karar ile hükmedilen miktar düşülmek suretiyle vekalet ücreti tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, 17/11/2009 tarihli karar ile sanığın 2863 sayılı Kanunun 67/2, 5237 sayılı TCK’nın 62, 53/1, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın, katılan vekili tarafından yapılan itirazın merciince reddi üzerine 28/06/2010 tarihinde kesinleştiği, daha sonra sanığın, 28/09/2011 tarihinde parada sahtecilik suçunu işlediği sabit kabul edilerek, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/06/2012 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedildiği, anılan mahkumiyet hükmünün temyizde düzeltilerek onanmak suretiyle 06/02/2014 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada, 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın aşamalardaki tutarlı savunmalarında, ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen suça konu kültür varlıklarının ölen babasından kendisine kaldığını, hiçbir zaman bunların ticaretini yapmayı düşünmediğini beyan etmesi, dosya kapsamında da, sanık tarafından ticari maksatla hareket edildiğine dair delil mevcut olmaması karşısında, sanığın eyleminin, 2863 sayılı Kanunun 70/1. maddesinde düzenlenen “kültür varlıklarını bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile aynı Kanunun “kültür varlığı ticaretine aykırılık” suçunu düzenleyen 67/2. maddesi uyarınca hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1- 2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile tabi taşınır kültür varlıklarının, aynı Kanunun 75. maddesi uyarınca Müze Müdürlüğü’ne teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin müsaderesine hükmedilmesi kanuna aykırı,
2- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.