Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10843 E. 2017/887 K. 08.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10843
KARAR NO : 2017/887
KARAR TARİHİ : 08.02.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
4- …, 5- …, 6- …,
7- …, 8- …, 9- …,
10- …, 11- …,
12- …, 13- …, 14- …, 15- …, 16- …, 17- …,
18- …, 19- …,
20-…, 21- …, 22- …,
23- …, 24- …,
25- …, 26- …, 27- …,
28- …, 29- …,
30- …, 31- …,
32- …, 33- …, 34- …,
35- …, 36- …
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Tüm sanıklar hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-b maddesi uyarınca Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde, 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; İzmir I Numaralı …’nun 06/10/1995 tarih ve 5932 sayılı kararı ile tescilli 2. derece arkeolojik sit alanı içerisinde, S. S. …Köyü Su Ürünleri Kooperatifi üyesi olan sanıklar tarafından izin alınmaksızın çimento harcı ve taş kullanılarak iskele duvarı inşa edilip, ilave dolgu yapıldığının iddia olunduğu, dosya kapsamında mevcut “doğal sit ve arkeolojik sit alanları asma tutanağı” ndan, bölge tescilinin mahallinde mutat vasıtalarla halka duyurulmuş olduğunun anlaşıldığı, sanıkların beraatlerine dair 22/12/2010 tarihli ilk hükmün katılan vekilince temyizi üzerine, Dairemizin 21/01/2014 tarih ve … – … sayılı ilamı ile bozma kararı verildiği, bahse konu ilamda da, tescil kararının mahallinde ilanı ve tüm sanıkların ilanın yapıldığı Ildırı Köyü’nde ikamet etimeleri nedeniyle, bölgenin 2. derece arkeolojik sit alanı niteliğinden haberdar olunduğunun kabul edildiği anlaşılmakla; 03/06/2014 tarihli duruşmada uyulmasına karar verilen Dairemizin 21/01/2014 tarih ve … – … sayılı bozma ilamı doğrultusunda, “….Gemicilik Balıkçılık Turizm Dış Ticaret A. Ş. yetkililerinin dava konusu taş dolgunun anılan şirket adına yapılıp yapılmadığına dair beyanlarının tespiti ile dava konusu yerde konusunda ehil mimar ve inşaat mühendisi bilirkişilerin katılımı ile keşif icra edilerek, suça konu iskelenin ve taş dolgunun yapımında kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu dikkate alınarak, yapılış tarihleri tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanarak, söz konusu yerin S. S….Köyü Su Ürünleri Kooperatifi Başkanlığınca çekek yeri olarak kullanılması nedeniyle ilk kez ecrimisil tahakkukunun yapıldığı 01/01/2004 – 31/10/2006 tarihleri arasında ve sonrasında inşa edilip edilmediği belirlenerek, bu şekilde sanıkların savunmalarının doğruluğu araştırıldıktan sonra sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği” gözetilmeksizin, 6498 sayılı Kanun ile suçun unsurlarının değiştirildiğine yönelik hatalı değerlendirmeye dayanılarak beraat hükmü tesisi,
Kabule göre de;
Sadece kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.