Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10952 E. 2015/14106 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10952
KARAR NO : 2015/14106
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/332486
Mahkemesi : Didim (Yenihisar) 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 19/06/2014
Numarası : 2014/25-2014/318
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 14/12/1994 tarihli ve 4448 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen, tapuda maliye hazinesi adına kayıtlı,… ilçesi, … Köyü, 1014 numaralı parsel üzerindeki taşınmazda, bitki örtüsü ve taş temizliği yapıp zeytin ağacı diktiği, zemin temizliği ve ağaçlandırmanın sit alanının bitki örtüsünü ve siluetini bozan fiziki bir müdahale olduğu, yapılan uygulamaların 2863 sayılı Kanunun 9. maddesine aykırılık oluşturduğu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 05/11/1999 tarih ve 659 sayılı “doğal sitler koruma ve kullanma koşullarına” ilişkin ilke kararı ile 1. derece doğal sit alanlarında bitki örtüsü, topografya, silüet etkisini bozacak tahribata yönelik hiçbir eylemde bulunulamayacağına, ilgili Kurul’dan izin alınmaksızın ağaçlandırmaya gidilemeyeceğine karar verildiği, suça konu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 1. derece doğal sit alanı içerisinde bulunduğuna dair şerhin mevcut olduğu ve bölgenin 1. derece doğal sit alanı olduğunun kabul edildiğine dair Koruma Kurulu kararının mahallinde mutat vasıtalarla duyurusunun yapıldığı, bu nedenlerle sanığın suçunun sabit olduğu, ancak; gerek sanığın beyanlarından ve gerekse de 17.09.2007 tarihli ziraat mühendisinin bilirkişi raporundan sanığın ağaçları en son 2005 yılı içerisinde diktiğinin anlaşıldığı, bu itibarla, suç tarihinin sanığın lehine olacak şekilde 01.01.2005 olarak kabul edilmesi gerektiği, suç tarihi ile karar tarihi arasında 765 sayılı TCK’nın 104/2 maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2 maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK’nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 01.01.2005 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresi inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK’nın 223/9 maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE, 30/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.