Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10983 E. 2017/2348 K. 23.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10983
KARAR NO : 2017/2348
KARAR TARİHİ : 23.03.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14/07/1978 tarih ve 10538 sayılı kararı ile tescilli, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 07/07/1993 tarih ve 4720 sayılı kararıyla belirlenen kentsel sit alanı içinde kalan taşınmazda yapılan denetimler sonucu düzenlenen 12/01/2011 tarihli yapı tespit tutanağında, taşınmazda çelik profiller ile güçlendirme çalışması yapıldığının, pencere – kapı doğrama ve kasalarının söküldüğünün, bazı özgün duvarların yıkıldığının, yeni duvarlar örüldüğünün, son kat döşemelerinin betonarmeye çevrildiğinin, çatı katına yeni kolonlar eklendiğinin, 28/02/2011 tarihli yapı tatil tutanağında, bina içerisinde güçlendirmeler yapıldığının, döşemelere beton atıldığının, ara bölme duvarlar yapmak suretiyle kat planlarının değiştirildiğinin, çekme katın tam kata tahvil edildiğinin tespit edildiği, Kurul uzmanları tarafından mahallinde yapılan incelemeler sonucu tanzim edilen ve İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna sunulan 10/06/2011 tarihli raporda, çelik profillerin ve ilave duvarların üzerlerinin sıvandığının, arka cephe pencerelerinin mevcut olmadığının, çekme katın arkasındaki taraçaya kolonlar yerleştirildiğinin ve duvar örüldüğünün, giriş kapısının alt seviyesinin, kapının çevresinin ve merdivenlerin, özgün durumla ilişkisi olmayan bir malzeme ile kaplandığının, kapı kasalarının ve pencere doğramalarının değiştirildiğinin, cephenin sıvanıp boyandığının, izinsiz çalışmaların sürdüğünün belirtildiği, dosya kapsamında mevcut taşınmaza ait tapu kaydı incelendiğinde, taşınmazın Harikliya Layaz ve Martula Layaz isimli şahıslar adına kayıtlı olduğunun, İstanbul defterdarı Kadir Boy’un 27/09/2000 tarihinde kayyım tayin edildiğinin, sanık Abdülkadir Kaplan tarafından taşınmazın Eylül 2010 tarihinde 1 yıllığına kiralandığının, kira sözleşmesinin beşinci maddesinin ikinci paragrafında, kiralanan taşınmaz eski eser kapsamında ise kiraya verenin (kayyımın) yazılı izni ile birlikte 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca ilgili Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurallarından ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından gerekli tüm izinler alınmadan taşınmazda hiçbir tamirat, tadilat ve eklenti yapılamayacağının, bu hususlara uyulmamasından doğan tüm hukuki ve cezai sorumluluğun kiracıya ait olacağının, kiracının, kiralanan taşınmazı aslına uygun olarak muhafaza etmek, işgallere karşı korumak ve kollamak zorunda olduğunun hükme bağlandığı anlaşılmakla, mahkemece, öncelikle davaya konu taşınmaza ait Kurul onaylı herhangi bir proje bulunup bulunmadığının araştırılarak, mahallinde inşaat ve sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle keşif yapılıp, tescilli binanın mevcut durumunun, kurul onaylı projelere uygun olup olmadığının, projelere aykırılık saptanması halinde, aykırılık nedeniyle kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, tescilli binanın son halinin kurul onaylı projelere uygun olduğunun tespiti halinde, suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanığın beraatine; aksi takdirde, 12/01/2011 ve 28/02/2011 tarihli yapı tatil tutanakları ile Kurul uzmanları tarafından tanzim edilen 10/06/2011 tarihli raporda tespit edilen uygulamalardan dolayı kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi, zarar görmediğinin tespiti halinde ise, suç tarihi itibariyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğundan, aynı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi uyarınca sanık hakkında temel ceza tayin edildikten sonra 2 ayrı tutanağa rağmen müdahalelere devam edildiğinden TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde beraat hükmü tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.