Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/11521 E. 2017/2869 K. 06.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11521
KARAR NO : 2017/2869
KARAR TARİHİ : 06.04.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK’nın 43, 62, 44, 52/2-3-4, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 07/07/1993 tarih ve 4720 sayılı kararı ile belirlenen Beyoğlu kentsel sit alanı içerisindeki 17, 29 (eski 18-19) ve 20 parsel numaralı taşınmazların, sanığın yetkili temsilcisi olduğu şirketin mülkiyetinde ve bitişik konumda bulunduğu, sözü edilen taşınmazlardan 17 parselin üzerinde, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 15/12/1999 tarih ve 11437 sayılı kararı ile tescil edilip, İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 14/03/2007 tarih ve 920 sayılı kararı ile koruma grubu II olarak belirlenen korunması gerekli kültür varlığının yer aldığı, 18 ve 19 parsellerin birleşmesiyle oluşan 29 parselin üzerinde, biri zemin + üç katlı, diğeri bodrum + zemin + iki katlı olmak üzere iki adet tescilsiz bina ve 20 parselin üzerinde ise, bodrum + zemin + altı katlı olarak 1964 – 1965 yıllarında iskan almış olan bir adet tescilsiz bina bulunduğu, İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 22/11/2006 tarih ve 652 sayılı kararı ile, 20 parsele ilişkin olarak yıkılmadan hazırlanan tadilat projesinin; 18/07/2007 tarih ve 1165 sayılı kararı ile de, 17 parsele ilişkin olarak rölöve, restitüsyon ve teknik rapor doğrultusunda hazırlanan projenin uygun olduğuna karar verildiği, kurul kararları doğrultusunda Beyoğlu Belediye Başkanlığınca 20 parselde “kullanım değişikliği, güçlendirme, tadilat” yapılmak üzere 31/01/2007 tarihli; 17 parselde “yeni yapı” inşa edilmek üzere 19/09/2007 tarihli yapı ruhsatlarının düzenlendiği, 29 parselde inşai faaliyette bulunulmasına yönelik olarak alınmış bir kurul kararı ile düzenlenmiş bir yapı ruhsatının mevcut olmadığı;
Sanığın, yetkilisi olduğu şirket adına hareket ederek, 17 ve 20 parsellerde bahse konu kurul kararları ile inşaat ruhsatlarına aykırı şekilde; 29 parselde ise izin almaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunmak suretiyle, her üç parseli birleştirip otel olarak faaliyet gösteren toplam 18 katlı tek bir bina inşa ettirdiği, 17 parseldeki eylem nedeniyle Beyoğlu Belediye Başkanlığınca 21/01/2008 tarihli 1 no’lu yapı tatil tutanağı tanzim edilmesi üzerine, 05/09/2008 tarihli iddianame ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan dava açıldığı, Beyoğlu 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/646 Esas, 2009/626 Karar sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonunda, 26/10/2009 tarihli karar ile sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sözü edilen kararın 20/11/2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği;
İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 02/02/2009 tarihli raporda, 17, 29 ve 20 parsellerdeki inşaatın devam ettiğinin belirtildiği, sanığın, 05/09/2008 tarihli iddianame ile dava açılıp hukuki kesinti gerçekleştikten sonra da inşai faaliyetini sürdürmesi nedeniyle, belirtilen tarihten sonra tespit edilen eylem ya da eylemlerin ayrı bir suçun konusunu oluşturacağı, bu bakımdan, Beyoğlu 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/646 Esas, 2009/626 Karar sayılı ilamı ile açıklanması geri bırakılan 10 ay hapis cezasının mahsubuna karar verilmesinde isabet bulunmadığı, diğer yandan, 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın suç kastının yoğunluğu göz önünde bulundurularak, temel hapis cezasının asgari hadden daha fazla uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi, ayrıca sanığın, kanuna aykırı fiiline devam etme hususundaki irade ve kararlılığı ile eyleminden pişmanlık duymadığının tüm dosya kapsamından açıkça anlaşılması karşısında, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte, incelenen dosyanın dayanağını oluşturan iddianameler ile dava açılmadan önce düzenlenen tespit tutanakları, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi” şeklinde değerlendirilip, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca temel cezada arttırım yapılmasının yerinde olduğu anlaşılmakla; kentsel sit alanı içerisinde, tescilli taşınmaz parselini de dahil ettiği inşai müdahalesini, kısmen kurul kararlarına aykırı kısmen de izinsiz olarak gerçekleştiren sanığın, 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesinin isabetli olduğu kabul edilerek, sanık hakkında eksik ceza tayini ve erteleme kararı verilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, 6498 sayılı Kanun ile getirilen koşulların gerçekleşmediğine, suça konu fiilin kim tarafından hangi tarihte yapıldığının belirsiz olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükmedilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken, “taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan taksitlerin tamamının sanıktan tahsiline, ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrilmesine” karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesi kapsamında değerlendirilen İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin birleşen 2012/761 Esas sayılı dosyasına konu imar kirliliğine neden olma suçu yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, koşulları oluşmadığı halde 5271 sayılı CMK’nın 223/4. maddesinde açıklanan “ceza verilmesine yer olmadığı” na dair hüküm tesisi kanuna aykırı,
3- İstanbul 23. (Kapatılan Beyoğlu 9.) Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/646 Esas, 2009/626 Karar sayılı dosyası kapsamında verilen ve açıklanması geri bırakılan 10 ay hapis cezasının, sanık hakkında tayin edilen cezadan mahsubuna hükmedilmiş ise de, gerek bahse konu dosyanın dayanağını oluşturan 05/09/2008 tarihli iddianame ile dava açılıp hukuki kesinti gerçekleştikten sonra da inşai faaliyetin devam etmesi gerekse mahsup müessesesinin infaz aşamasını ilgilendirmesi nedeniyle ceza tatbikinde uygulanma olanağının bulunmaması karşısında, hukuka aykırı olarak verilen mahsup kararının sanık yönünden kazanılmış hak oluşturmayacağı, ancak, hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, aleyhe temyiz bulunmamasından dolayı 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiği değerlendirilmekle, hüküm fıkrasının, mahsup uygulamasının yapıldığı (3) numaralı bendinin ilk paragrafının hükümden çıkarılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin ilk paragrafının hükümden çıkarılması; aynı bendin üçüncü paragrafının, “10 eşit taksitle tahsiline” ibaresinden sonraki kısmının, “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” şeklinde düzeltilmesi; (4) numaralı bendinde yer alan “ceza verilmesine yer olmadığına” ibaresi hükümden çıkarılıp yerine “hüküm kurulmasına yer olmadığına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi dikkate alınarak ve isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/04/2017 tarihinde, (3) numaralı bent yönünden oyçokluğuyla, (1) ve (2) numaralı bentler yönünden oybirliğiyle karar verildi.