Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/11879 E. 2015/15195 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11879
KARAR NO : 2015/15195
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/214291
Mahkemesi : Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 24/02/2015
Numarası : 2014/366 – 2015/137

Alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan sanık S.. K..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3-2 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.800 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2015 tarihli ve 2014/366 esas, 2015/137 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; sanığın alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma olarak kabul edilen eylemi sebebiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunünun 179/3-2. maddesi uyarınca yapılan uygulamada, doğrudan gün para cezası üzerinden hesaplama yapılmış ise
de, anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca, temel cezanın öncelikle 1 yıl hapis olarak belirlenmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunünun 61/5. maddesine göre artırım ve indirimlerin hapis cezası üzerinden yapılarak, belirlenecek hapis cezasının şartları varsa aynı Kanun’un 52. maddesine göre adli para cezasına çevrilmesi gerekeceği gözetilmeden, temel cezanın gün para cezası üzerinden hesaplanmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 29.05.2015 gün ve 94660652-105-06-4568-2015-10980/35244 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu düzenleyen TCK’nın 179. maddesinin 3. fıkrasında, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişinin 2. fıkra hükmüne göre cezalandırılacağı düzenlenmiştir. TCK’nın 179/2. maddesinde ise suçun yaptırımı olarak iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup belirtilen maddede adli para cezası yaptırımına yer verilmemiştir. Dolayısıyla bu madde gereğince mahkumiyetine hükmedilen sanık hakkındaki uygulamada hapis cezasına hükmedilip sonrasında şartları bulunduğu taktirde TCK’nın 50 ve 52. maddeleri gereğince hapsin adli para cezasına çevrilmesi söz konusu olabilecektir. Bu halde ise, adli para cezasının miktarına bakılmaksızın verilen hüküm temyizi kabil olacaktır.
Dosya kapsamından, mahkemece belirtilen yanlış uygulama ile hükmün miktarı itibarıyla kesin olduğu kararda belirtilip, gıyabında verilen hüküm sanığa tebliğ edilmeden hükmün infazına başlanmakla, hükmün sanık tarafından temyiz edilebilme ve Yargıtay denetiminden geçmesine engel olunarak hükmün henüz usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
CMK’nın 309/1. maddesi gereğince kanun yararına bozma yoluna Hakim ve Mahkeme tarafından verilen ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı gidilebileceğinden ve uyuşmazlık konusu hükmün yukarıda anlatılan gerekçelerle henüz kesinleştiğinden söz etmek mümkün bulunmadığından, hükmün sanığa tebliği ile sonucuna göre usuli işlemlerin yapılabilmesi amacıyla dosyanın, incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Muhalefet Şerhi:

Kanun yararına bozma talebini içeren hüküm miktar itibariyle kesin olduğundan hükmün sanığa tebliğ edilmesi için mahalline gönderilmesine gerek yoktur.
Davanın suçtan zarar göreni yoktur. Sanık hakkında hükmedilen 1,800 lira adli para cezası da kesindir. Sanığa tebliğ edilip sanık hükmü temyiz etse bile hükmün kesinliğinden dolayı temyiz talebinin reddine karar verilecektir. Kesinleşmeyen veya kesin olmayan hükümlere karşı Adalet Bakanlığı kanun yararına bozmaya başvurmamaktadır. Bu konu Bakanlık ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öncelikli olarak değerlendirilmektedir.
Nitekim Ceza Genel Kurulu’nun “Kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşacak nitelikte bir yaptırım içermek şartıyla, suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen hatalı uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilir.” (CGK, 25/11/2014/213-522), (CGK, 12.03.2013/1515-203), (CGK, 21.12.2010/230-264), (11.03.2014/532-126)
Talep konusu olayda Yüksek Genel Kurul’un adı geçen kararlarında belirtiği olaylara tıpa tıp uymaktadır. Gelinen aşama itibariyle sonucu değiştirmeyecek bir işlemle uğraşılmasına gerek yoktur.
Açıkladığımız nedenlerden dolayı kesin olan hükmün incelenerek talebin sonuçlandırılması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiğine dair görüşüne katılmıyoruz.