Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/1213 E. 2015/14669 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1213
KARAR NO : 2015/14669
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/206557
Mahkemesi : Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 09/04/2014
Numarası : 2014/17 – 2014/71
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihi olan 16.03.2011 günü, Suriye’den gelip Türkiye üzerinden transit olarak Belçika’ya gitmek üzere, Kapıkule Tır Gümrük Sahasına gelen ve sanık K.. Y..’ın sevk ve idaresinde olup Suriye menşeili cam işleri, kauçuk zembiller, cam süs eşyaları, demir işleri, ahşap işleri ve bakır işleri gibi muhtelif eşyalardan yükü ihtiva eden tırın, polis çıkış ve gümrük tescil işlemlerini müteakip x-ray araç tarama cihazına sevk edildiği, yapılan aramada tarihi eser niteliğinde olabilecek 10 adet bakır sürahi, 4 adet bakır tas, 15 adet bakır ibrik, 1 adet bakır bakraç ile 1 adet bakır kabın ele geçirildiği, ele geçirilen bu eserlerin, diğer eşyalarla birlikte sanık M.. A.. tarafından Suriye’de tıra yüklendiği ve eşyaların bulunduğu tırın M.. A.. tarafından diğer şoför sanık K.. Y..’a Hatay ilinde teslim edildiği, dosya kapsamında bulunan raporlardan anlaşılacağı üzere, eserlerin etnografik değerde eserler olduğu, eserlerin ele geçirildiği zaman tırda bulunan mühürlerin sağlam olması nedeniyle sanıklarda, davaya konu eserlerin transit olarak yurt dışına çıkartılma iradesinin mevcut olduğu ve Türkiye’de bulundurma amacının bulunmadığı, her ne kadar sanıklar hakkında soruşturmaya başlanıp, 2863 sayılı Kanunun 68. maddesinde düzenlenen “Kültür Varlığını İzinsiz Yurt Dışına Çıkartma” suçundan dava açılmış ise de; atılı suçun maddi unsurunun, yurt içerisinde korunması gerekli kültür varlığının izinsiz olarak yurt dışına çıkartılması olduğu, bu nedenle davaya konu eserlerin menşeinin ve yurt içerisindeki bir müzede kayıtlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, böylece eserlerin yurt içerisinde korunması gerekli olup, Türkiye’den çıkartılmak istenen eserler olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği, sanıkların verdikleri ifadelerinde, atılı suçlamayı kabul etmedikleri, eserlerin Suriye’den alındığını ve doğrudan Belçika’ya götürüldüğünü beyan ettikleri, dosya kapsamında aslı ve Türkçe çevirisi bulunan Suriye’de düzenlenmiş faturada, taşınan eşyalar içerisinde 61 adet değişik bakır işlerin de olduğunun yazılı olduğu, yine dosya kapsamında Türkçe çevirisi bulunan Halep İli Esnaf ve Sanatkarlar Genel Federasyonu tarafından 17.03.2011 tarihinde düzenlenmiş menşe şahadetnamesinde, davaya konu eserlerin sahibi olan firmaya ait eskitilmiş bir bakır ibriğin Suriye menşeili olduğunun tespit edildiği, ayrıca 27.02.2014 tarihli İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim görevlilerinden alınan bilirkişi heyeti raporunda, toplam 31 adet olan bakır eserlerden 28 adedinin müzelerde korunması gerekli nitelikte etnografik eser olduğunun, 3 adet eserin de müzelik değerde olmamakla birlikte yanıltıcı nitelikleri itibariyle müzelerde muhafaza edilmesi gerekli olan etnografik eserler olduğunun, eserlerin 19. yüzyıla tarihlendirilebileceklerinin, benzer kültürel coğrafyalar olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Kuzey Suriye bölgesi ürünü olabileceğinin, 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Osmanlı sınırları içerisinde kalan bu bölgenin, Türkiye ve Suriye olarak ikiye ayrılmasından sonra akraba ziyaretleri ve hediyeleşmeler ile bunlara benzer eşyaların yer değiştirdiklerinin, bu nedenle 31 adet eserin menşeinin tam olarak belirlenemeyeceği ve eserlerin yurt içinde bulunan bir müzeye de ait olmadığının tespit edildiği, tüm bu nedenlerle sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerine, eserlerin öncesinde yurt içerisinde bulunup yurt dışına çıkartılmak istenen eserler olduğuna dair delillerin elde edilemediği ve mahkemece sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinde bir aykırılığın olmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılama sonunda, atılı suçun unsurlarının oluştuğuna dair delillerin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 07/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.