YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12149
KARAR NO : 2015/17209
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat talebinin dayanağı olan… Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/126 Esas – 2012/110 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; davacının 24.06.2008 tarihinde gözaltına alınarak 25.06.2008 tarihinde serbest bırakıldığı, 09.04.2009 tarihinde ise tutuklanarak 04.05.2011 tarihinde tahliye edildiğinin anlaşıldığı, gözaltı süresine yönelik herhangi bir tazminat talebinin bulunmadığı, 09.04.2009 – 17.02.2010 tarihleri arasındaki tutukluluk süresinin davacının başka bir hükümlülüğünden mahsup edildiği, 5271 sayılı CMK’nun 144/1. maddesinin a. bendinde tazminat isteyemeyecek kişiler arasında “gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler” sayılmış ise de; 30/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı yasanın 18. maddesi hükmü ile anılan maddenin 1. fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, tutuklu kalınan sürenin başka bir mahkumiyetten mahsup edilmesi tazminata hükmolunmasına engel teşkil etmemekle birlikte, davacı vekilinin 27.02.2013 havale tarihli dilekçesi ile tazminata hükmolunurken mahsup edilen sürenin hesap dışı tutulmasını talep ettiği, 17.02.2010 tarihi sonrası ise tutuklama müzekkeresinin infaz görmediği dikkate alındığında, davanın bu nedenlerle reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, gerekçesi itibariyle yanlış, sonucu itibariyle doğru kabul edilmiştir.
Bozma ilamı üzerine yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacının talebi tümüyle reddedilse dahi koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talepli davaların niteliği gereği davacıdan red harcı alınamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün red harcına ilişkin 2 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.