Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/17110 E. 2017/2503 K. 28.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/17110
KARAR NO : 2017/2503
KARAR TARİHİ : 28.03.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Sanık … hakkında- TCK’nın 85/1, 50/1-a-4, 52/2- 4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanık … hakkında- TCK’ nın 85/1, 62, 50/1-a-4, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneğinden sanığın hükümden sonra 07.09.2016 tarihinde öldüğü anlaşıldığından TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca gerekli araştırma ve kararın mahallinde verilmek üzere hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Sanık …’nın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince;
Her ne kadar gerekçeli karar katılan …’a 22/05/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve katılan vekili tarafından hüküm 21/09/2015 tarihinde temyiz edilmiş ise de; katılan vekilinin yargılama aşamasında dosyaya vekaletnamesini sunduğu, Tebligat Yasasının 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının da zorunlu olduğu ve bu nedenle bizzat katılana tebligat yapılmasının usulüne uygun bulunmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmemesi nedeni ile 21/09/2015 tarihli temyiz dilekçesinin öğrenme üzerine yasal süresinde verildiği kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik inceleme yapıldığına, kusura, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan vekilinin ise bilinçli taksir koşullarının oluştuğuna, ölenin kusurunun bulunmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Sanık … hakkında hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği sırada hesap hatası sonucu 1 yılın 365 gün yerine 360 gün olarak hesap edilmesi nedeniyle, sonuç cezanın 12.100 TL yerine 12.000 TL olarak kabulü sureti ile yazılı şekilde hüküm kurularak adı geçen sanık hakkında sonuç adli para cezasının eksik şekilde tayini,
2- TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezaları taksitlendirilen sanıklar hakkındaki hüküm fıkralarında, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ile birlikte aynı zamanda ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunun da belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- …’ın ölümü ile sonuçlanan olayda sanık …’nın alt düzeyde tali kusurlu olduğu gözetilerek temel cezanında alt sınırdan tayin edildiği anlaşılmakla, TCK’nın 53/6. maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin de aynı yasanın 3/1. maddesi uyarınca hak ve nesafet kuralları da nazara alınıp alt ve üst sınırlar arasında makul ve makbul bir oranda tespiti gerekirken, teşdit nedeni açıklanmadan ve mesleği de şoförlük olan sanığın sürücü belgesinin 1 yıl 8 ay süre ile geri alınmasına karar verilerek takdirde hataya düşülmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.