Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/1842 E. 2015/16487 K. 02.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1842
KARAR NO : 2015/16487
KARAR TARİHİ : 02.11.2015

Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dava 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararına göre 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği ve dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 esas, 2014/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği şeklindeki kabulü dikkate alındığında, tazminat davasının dayanağını oluşturan … Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2005 tarih, 2002/4 E – 2005/35 K sayılı beraat hükmünün mevcut kesinleşme şerhine göre 08.03.2005 tarihinde kesinleştiği, dava dilekçesi üzerinde hakim havalesi bulunmamakla birlikte Uyap sistemi üzerinde yapılan incelemede dava dilekçesinin davacı vekili tarafından 21.10.2013 tarihinde gönderildiğinin kayıtlı olduğu anlaşıldığından, naip hakim inceleme tutanağında, kesinleşme şerhli karar örneğinin davacıya tebliğ edilmediği ve davacının tutuklu kaldığı sürenin mahsubuna ilişkin belge bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacının bahse konu beraat kararının kesinleştiğini dosyadan belge almak, dosyaya belge sunmak, mahsup ya da sair talepte bulunmak ve benzeri yollarla öğrenip öğrenmediğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği dikkate alınmayarak eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/4 E – 2005/35 K sayılı ceza dava dosyasının celp edilerek, davacı açısından soruşturma ya da yargılama aşamasında verilmiş herhangi bir tefrik kararı bulunup bulunmadığının, bulunması halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip verilmediği ya da kamu davası açılıp açılmadığının ve özellikle beraat kararının incelenmesinde; beraat kararı ile birlikte davacı hakkında yasa dışı yollarla göçmen kişilerin yurda girmelerine ve kalmalarına yardım etmek eyleminden dolayı yasal işlem yapılması için … Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verildiği dikkate alındığında, bahse konu suç duyurusunun da neticesinin araştırılması, davacı hakkında düzenlenen gözaltı tutanağı, tutuklama ve tahliye müzekkereleri, ilgili karar ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örneklerinin dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacının tutuklu kaldığı süre dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.