YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2126
KARAR NO : 2015/15844
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/228807
Mahkemesi : Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 10/04/2014
Numarası : 2009/406 – 2014/125
Davacı vekilinin 31.05.2007 tarihli dilekçeleri ile müvekkili davacının iki ayrı suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılamalar sonunda üzerine atılı suçlardan beraatine hükmedildiğini belirterek 466 sayılı Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davaların mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin, 2004/175 Esas – 2005/387 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) rüşvet suçundan tutuklu kaldığı ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 13.12.2005 tarihinde kesinleştiği ve yine tazminat davasının bir diğer dayanağını oluşturan Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin, 2004/179 Esas – 2006/119 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) teşekkül halinde kaçakçılık suçundan tutuklu kaldığı ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 26.05.2006 tarihinde kesinleştiği, tazminat davalarının 31.05.2007 tarihinde işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun gereğince öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, dava için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacının tutuklu kaldığı dönemde maaşından yapılan kesintilere, kesinti dönemi boyunca işletilecek faiz miktarı olarak bilirkişi tarafından belirlenen 460,25 TL’nin maddi tazminat alacağı olarak kabul edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, davacının tutuklu kaldığı dönemde maaşından yapılan kesintilere, kesinti dönemi boyunca işletilecek faiz miktarı olarak bilirkişi tarafından belirlenen 460,25 TL için faize faiz yürütülemeyeceği gözetilerek dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve 29/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği gözetilmeden, davacı lehine beraat hükmünün verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmesi suretiyle maddi tazminatın fazla hesaplanması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden tazminat miktarlarının belirlendiği hükmün 3. fıkrasının içeriğinin bütünüyle hükümden çıkartılarak yerine 3. fıkra olarak “Davacı tarafından açılmış bulunan maddi ve manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ile 460,25 TL MADDİ TAZMİNATIN dava tarihi olan 31.05.2007 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile, 6.000.- TL MANEVİ TAZMİNATIN tutuklama tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin hükme eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.