YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2465
KARAR NO : 2015/16840
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii, katılanlar vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, katılanlar vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak,
1-Sanığın, idaresindeki otomobili ile, gece vakti, meskun mahalde, 7 metre genişliğindeki çift yönlü, düz ve aydınlatmasız caddede, 90 km hızla seyir halinde olduğu yönündeki savunması ve çarpma sonrası yayanın savrulduğu mesafeden de anlaşılacağı üzere oldukça hızlı halde ilerlerken, aracının sağ ön kısmıyla, seyir yönüne göre sağ tarafında yolun kenarında eşiyle yürümekte olan yayaya arkadan çarpıp ileriye doğru fırlattıktan sonra, durmaksızın olay yerinden kaçarak evine doğru ilerlediği, kolluk görevlilerince olay yerinde dökülen parçalardan yola çıkarak yapılan titiz araştırmalar neticesi yayaya çarpıp kaçan araç sürücüsüne ve gizli şekilde tamire kalkıştığı aracına 4 gün sonra ancak ulaşılabildiği olayda, olaydan yaklaşık 5 ay önce alkollü araç kullandığından bahisle sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınan ve bu süre dolmadan kullandığı otomobili ile, asli kusurlu şekilde bir kişinin ölümüne sebebiyet vererek alkol ölçümüne imkan vermeden kaçan ve olayla ilgili delilleri ortadan kaldırmaya çalışan sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında az cezaya hükmolunması ve tayin olunan uzun süreli hapis cezasının “kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu” şeklindeki dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile adli para cezasına çevrilmesi,
2-Sanık hakkında tayin edilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından adli para cezasına çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılarak, tam gün sayısının 900 gün olarak hesaplanması ve sonuç cezanın 18.200 TL yerine 18.000 TL olarak belirlenmesi,
3-TCK’nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 26/02/2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK’nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
4-25.01.2013 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “30.01.2013” şeklinde yanlış gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii, katılanlar vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.