YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2510
KARAR NO : 2015/16015
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/227835
Mahkemesi : Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 16/04/2014
Numarası : 2013/1400-2014/418
Suçlar : Hakaret, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, tehdit
Hakaret, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; 16.04.2014 tarihinde doğrudan hükmedilen 1500 TL’den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yerel mahkemece, gerekçeli kararda;“İnternet çıktıları, facebook çıktıları, müşteki anlatımı, sanığın kaçamaklı savunması karşısında sanığın beyan ettiği saptanan ‘Seni doğduğuna pişman ederim, etmezsem şerefsizim, er geç yapacağımı yaparım’ şeklinde tehditkar sözleri kullandığı…sübut bulmuş” ibarelerine dayalı olarak, sanık hakkında tehdit suçundan hüküm kurulduğunun açıklanmış olması karşısında, tebliğnamedeki, tehdit suçundan yetersiz gerekçelerle mahkumiyet kararı verildiği düşüncesiyle hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre; sanığın, mağdurun facebook hesabına, “Seni doğduğuna pişman ederim, etmezsem şerefsizim, er geç yapacağımı yaparım.” şeklindeki mağdurun hayatına ve vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğine dair ibarelerle ve mağdurun üzerinde objektif olarak ciddi bir korku yaratmaya elverişli nitelikte mesaj göndermesi eyleminin, TCK’nın 106/1-1. maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluşturduğuna yönelik yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi esnasında, uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; 2 numaralı hükmün 3. paragrafının, “Sanığa hükmedilen 5 ay hapis cezasının, TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, aynı Kanun’un 52/2. maddesi uyarınca, sanığın ekonomik durumu ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurulup, 1 gün karşılığı takdiren 20,00 TL olarak belirlenerek, sanığın neticeten 150 gün karşılığı 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C) Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Taraflar arasında adliyeye yansıyan uyuşmazlıklara nazaran, tarafların birbirlerinin adreslerini bilmeleri mümkün olup, sanığın, mağdurun adres bilgilerini hukuka aykırı olarak ele geçirdiğine dair dosya kapsamı itibariyle de bir delil bulunmaması karşısında, sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a- Yerel mahkemenin gerekçeli kararının, karar başlığı ve hüküm fıkrası hariç, yarım sayfa ve dört paragraftan ibaret olduğu, bunun üç paragraflık kısmında; iddia, şikayetçinin beyanları ve sanığın savunmaları özet olarak yazıldıktan sonra, dördüncü ve son paragrafta, “İnternet çıktıları, facebook çıktıları, müşteki anlatımı, sanığın kaçamaklı savunması karşısında sanığın beyan ettiği saptanan ‘Seni doğduğuna pişman ederim, etmezsem şerefsizim, er geç yapacağımı yaparım’ şeklinde tehditkar sözleri kullandığı, ayrıca incitici mahiyette sözler söylediği ve hakarette bulunduğu sübut bulmuş, eylemine uyan TCK 125/1, 106/1, 136/1 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmasına, sabıkalı olması nedeni ile CMK 231/5 maddenin uygulanmasına yer olmadığına C.Savcısının düşüncesi gibi karar verilmiş ve aşağıdaki hükümlülük kararları kurulmuştur.” ibarelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirilmesinin yapılması, Ceza Kanunu’nda öngörülen sıra ve esalara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkumiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanun’un 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Yerel mahkemece, bu ilkelere uyulmadan, olayın oluş şekli ile sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemin ve dayanaklarının gösterilmemesi suretiyle yasal gerekçeden yoksun şekilde TCK’nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulması,
b- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi esnasında, uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.