Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/2876 E. 2017/2856 K. 06.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2876
KARAR NO : 2017/2856
KARAR TARİHİ : 06.04.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili, müşteki vekili ve sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Beşiktaş Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Müşteki Beşiktaş Belediye Başkanlığı’nın 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan doğan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, müşteki belediye vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanıklar … ile …’nun beraatlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a) Yapılan yargılama sonunda atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı şeklindeki hatalı değerlendirme ile hüküm tesis edilmesi,
b) Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının birinci paragrafından “suçun unsurlarının oluşmaması nedeni ile CMK 223/2-a” ibaresinin çıkarılarak yerine “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmadığından CMK 223/2-e” ibaresinin yazılması ve hükme “ Beraat eden sanık … kendisini vekaletnameli vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 1.500 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanıklar …, …, … ve …’ın beraatlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 02/05/1991 tarih ve 3158 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli, anılan Kurulun 13/07/2004 tarih ve 14751 sayılı kararı ile ilan edilen Ortaköy Camii ve çevresi kentsel sit alanı etkileme geçiş alanında yer alan binaya ait taşınmaz kaydı incelendiğinde, sanık …’ın 2/3, sanık … Akalan’ın 1/3 hisse ile 1988 ve 2006 yıllarında taşınmaza malik oldukları, 1. ve 2. derece korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğuna dair 24/07/2009 tarihinde tapuya şerh verildiği, dosya kapsamında mevcut 25/01/2007 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin sanıklar Muhittin ve Nurettin ile sanık … arasında imzalandığı, sanıklar İlhan ve … arasında imzalan 01/02/2010 tarihli sözleşmede, davaya konu parselde proje ve ruhsata uygun anahtar teslimi inşaat yapılmasının kararlaştırıldığı, sanık …’in, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Bürosuna yazdığı 07/09/2009 tarihli dilekçe ile taşınmazda basit onarım izni talep ettiği, anılan dilekçeye istinaden anılan kurum tarafından 07/10/2009 tarihli onarım ön izin belgesi verildiği, 11/11/2010 tarihli yapı tespit tutanağı ile tescilli taşınmazın “zemin kat ahşap kirişlerinin ve döşemelerinin kaldırıldığının, yan parselle bitişik olan duvar ile iç ve dış duvarların yıkıldığının, basit bakım ve onarımı aşan müdahalelerde bulunulduğunun” tespit edildiği, 06/12/2010 tarihli yapı tatil tutanağı ile de, onarım ön izin belgesinde belirtilen basit onarım faaliyetleri dışında zemin kat ahşap kirişlerinin söküldüğü, bina döşemelerinin kaldırıldığı ve inşai faaliyetlerin bulunduğu tespit edilerek inşaatın mühürlendiği, sanık … tarafından sanık …’a hitaben yazılan ve Beşiktaş 2. Noterliği tarafından tanzim edilen 22/09/2010 tarihli fesih ihbarı ile 01/02/2010 tarihli sözleşmenin feshedildiği anlaşılmakla,
1) Mahkemece, davaya konu taşınmazda konusunda uzman inşaat ve sanat tarihçi bilirkişiler marifetiyle keşif icra edilerek, yapı tatil tutanaklarında belirtilen eylemlerin, 22/09/2010 ile 11/11/2010 tarihlerini kapsayan süreçte yapılıp yapılamayacağı tespit edilerek sonucuna göre sanık …’in hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği, bununla birlikte dava konusu eylemlerin esaslı ya da basit müdahale olup olmadığı, tescilli kültür varlığının zarara uğrayıp uğramadığı, özgün yapısını kaybedip kaybetmediği her türlü şüpheden uzak biçimde belirlenip, müdahaleler nedeniyle kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi, zarar görmediğinin tespiti halinde ise, suç tarihi itibariyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğundan, aynı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi uyarınca sanıklar İlhan ve Nurettin’in mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat hükmü tesisi kanuna aykırı,
2) UYAP’tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden sanık …’ın hükümden sonra 28/07/2015 tarihinde öldüğünün anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.