YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2974
KARAR NO : 2015/17405
KARAR TARİHİ : 10.11.2015
Mahkemesi:Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, Sanık tarafından,.,.. Yüksek Kurulunun 13.12.1980 tarih ve A-2587 sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak belirlenen, … Koruma Kurulunun 2.10.2002 tarih ve 10947 sayılı kararıyla arkeolojik sit derecesi 2. derece olarak değiştirilen . İli, … İlçesi, .. Köyü, … parsel sayılı taşınmazda, bir tarafı ahır duvarına dayanmış, temelsiz, profil dikmeler üzerine etrafı açık, üzeri sac örtülü, basit hayvan gölgeliği olarak kullanılan sundurma yapıldığının tespit edildiği, hükme esas alınan inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; suça konu sundurmanın 2-3 yıllık olduğunun belirlendiği, arkeolog bilirkişi raporunda ise, dava konusu gölgelik şeklindeki yapının etrafında herhangi bir arkeolojik kalıntı veya eser bulunmadığının, zeminde herhangi bir zarar söz konusu olmadığının ancak 2863 sayılı Kanunun 9. maddesine göre izinsiz inşai faaliyet kapsamında bulunduğunun belirtildiği, suça konu uygulamaya ilişkin olarak dosya kapsamında mevcut fotoğraflar nazara alındığında sanığın kastının dava konusu taşınmazda süreklilik arz edecek şekilde bir yapı oluşturma ve kullanmaya matuf olduğu anlaşılmış olup,
Her ne kadar sit kararlarının mahallinde ilan edilip edilmediği araştırılmamış ise de sanığın soruşturma evresinde alınan savunmasında suça konu yerin sit alanı olduğunu bildiğini beyan etmesi, söz konusu uygulamanın keşif tarihinde dahi mevcudiyetini koruması, ve bu şekilde sanığın hukuka aykırı eyleminde ısrar etmesi karşısında iyi niyetle hareket ettiğinin kabul olunamayacağı, bu itibarla, mahkemece, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.