YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3014
KARAR NO : 2015/17225
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nın 142/1. maddesine göre koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin herhalde hükmün kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceği, tazminat istemine dayanak teşkil eden … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/403 Esas – 2010/313 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; 01.10.2010 tarihinde davacının (sanığın) beraatine kararı verildiği, her ne kadar davacı (sanık) hakkında verilen beraat kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3381 Esas – 2013/878 Karar, 12.02.2013 tarihli ilamıyla onanması suretiyle kesinleştiğine dair şerh verilmiş ise de, temyiz incelemesi sırasında Dairemizce Uyap sistemi üzerinde yapılan incelemede bahse konu Yargıtay ilamının ceza dava dosyasının diğer sanıkları hakkında olduğu, davacı (sanık) hakkında herhangi bir temyiz incelemesi yapılmadığı, tazminat davasının ise 11.06.2013 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, tazminat istemine dayanak teşkil eden … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/403 Esas – 2010/313 Karar sayılı ceza dava dosyasının celp edilip incelenerek, beraat kararının davacı yönünden hangi tarihte kesinleştiğinin tespit edilerek, tazminat davasının beraat hükmünün kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde açılıp açılmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- … çalışan ve hakkında yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol kararı verilerek tahliye edilen davacının, yurt dışına çıkma yasağının hangi tarihler arasında uygulandığının tespit edilerek ayrıntıları Dairemizin 16.02.2015 tarih 2014/13444 Esas ve 2015/2705 sayılı kararında belirttiği ilkeler doğrultusunda hesaplanacak gelir kaybının da maddi tazminat kapsamına dahil edilmesi gerektiği gözetilmeden, bu hususa yönelik talebin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi,
2- Davacının, beraat ettiği davada kendisini vekille temsil ettirdiği, davacı tarafça dosyaya sunulan ve beraat hükmünden önceki tarihte düzenlenen serbest meslek makbuzu üzerindeki 5.000 TL’lik bedelden, beraat hükmü ile birlikte davacı lehine hükmedilen 2.000 TL vekalet ücretinin mahsup edilmesi suretiyle hesaplanacak 3.000 TL vekalet ücretinin maddi zarar kapsamına dahil edilmesi gerektiği gözetilmeden, 2.000 TL vekalet ücretinin maddi zarar kapsamına dahil edilmesi,
3- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacının tutuklu kaldığı süre dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
4- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.