Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/368 E. 2015/14000 K. 29.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/368
KARAR NO : 2015/14000
KARAR TARİHİ : 29.09.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/181025
Mahkemesi : Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 12/03/2014
Numarası : 2013/599 – 2014/108

Davacı vekilinin 02.12.2013 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tazminat davasının hükmün kesinleşmesinden itibaren açılmasını öngören CMK’nın 142/1. maddesi, tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörülerek düzenlenmiştir. Dava açma süresi en fazla kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Kararın kesinleşmesinden önce açılan davalar bakımından CMK’nın 142/3. maddesi gereğince davanın en önemli dayanağını teşkil eden beraat hükmünün veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediğinin anlaşılması durumunda dava şartı bulunmadığından, bu şartın yargılama aşamasında da tamamlanmaması halinde mahkemece davanın reddi kararı verilmelidir,
Bu açıklamaya göre;
Tazminat davasının dayanağı olan Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2012 tarihli, 2011/484 Esas – 2012/277 Karar sayılı ceza dava dosyasının yapılan temyiz itirazları nedeniyle temyiz incelemesi için Yargıtay’da bulunması nedeniyle derdest bulunduğunun anlaşılması halinde davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin açılan davasının 6100 sayılı HMK’nın 294. ve devamı maddeleri gereğince reddine karar verilmesi, bozma sonrasında olsa dahi kararın bilahare kesinleşmesi halinde ise dava şartının yargılama aşamasında gerçekleştiği nazara alınarak dosyanın esası hakkında karar verilebileceğinin gözetilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1- 29/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği gözetilmeden, davacı lehine beraat hükmünün verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmesi,
2- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden ve özellikle maliye hazinesinden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeple 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.