Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/4085 E. 2015/9471 K. 02.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4085
KARAR NO : 2015/9471
KARAR TARİHİ : 02.06.2015

Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi

Davacı vekilinin 24.03.2003 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek 466 sayılı Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … Devlet Güvenlik Mahkemesinin, 2002/170 Esas – 2003/6 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) terör örgütüne yardım ve yataklık etme suçundan tutuklu kaldığı ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 30.01.2003 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 24.03.2013 tarihinde işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun gereğince öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, dava için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla,
Yapılan incelemeye, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, dava tarihi olan 24.03.2003 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi suretiyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 144 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymadığı ve davacı vekilinin müvekkili davacının tutuklanmadan önce… Liman İşletme Müdürlüğünde işçi olarak çalıştığını iddia etmesi, … Liman İşletmesi Müdürlüğünden gelen 13.05.2003 tarihli yazıya göre davacının tutuklanmadan önce 15.04.2002 tarihinde iş aktine son verildiğinin bildirilmesi karşısında, davacının tutuklu kaldığı dönem içerisinde maddi zararını vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi resmi bir belgeyle ispatlayamadığı nazara alınıp, davacının vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilerek tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden kesinti yapmadan hesaplanacak 828,72 TL’nin maddi zarar olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, tutuklanmadan önceki döneme ait ücret bordrosu üzerinden yapılan hesaplama sonucu maddi tazminatın ve yukarıda izah edildiği gibi manevi tazminatın da fazla olduğu,
2- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden, özellikle maliye hazinesinden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.06.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.