YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/514
KARAR NO : 2015/18457
KARAR TARİHİ : 27.11.2015
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 24/12/2009 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; … Yüksek Kurulu’nun 13/06/1971 tarih ve 5899 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen, … Koruma Kurulu’nun 07/07/1993 tarih ve 4720 sayılı kararı ile kentsel sit alanı içerisinde kalan… ili, … ilçesi, … caddesi adresinde yer alan … ada … nolu parselde kain, tapuda 29 dükkan ve …Hanı olarak vasıflı, şahıs mülkiyetindeki binanın zemin katında bulunan dükkanın döşemelerinin kaldırıldığının, pencere pervazlarının sökülerek yerine yenilerinin takıldığının, duvarların sıvayla kaplandığının, asma kat ve iç mekanın bölünerek yeni mekanlar oluşturulduğunun, tuvalet olarak kullanılacak yerler hazırlandığının, camdan üç adet kapı yapıldığının, dış cephedeki doğramaların kaldırılarak katlanır camla duvar oluşturulduğunun, yapının 6. katındaki dairede pencere pervazlarının sökülerek yerine pvc pencere takılmak üzere hazırlandığının, yer döşemelerinin yenilendiğinin, iç mekandaki sıvaların yer yer döküldüğünün, mevcut duvarların özgünlüğünün bozulduğunun, alçı sıvası ve boyasının yapılmakta olduğunun, tavanında yer alan kalem işi ve kabartma bezemelerin yer yer bozulduğunun, taşınmazın teras katında mutfak ve tuvalet kısımlarının oluşturulduğunun, mevcut parapetler üzerine camdan korkuluklar yerleştirildiğinin, yapının kuzey dış cephesindeki ahşap kaplamaların bozulduğunun, kısım kısım tuğla örgü dokunun ortaya çıktığının, bazı pencerelerin pvc ile değiştirildiğinin tespit edildiği, dosya kapsamında mevcut taşınmaz kaydı incelendiğinde, beyanlar hanesine korunması gerekli kültür varlığı olduğuna dair 1999 ve 2005 tarihlerinde şerh konulduğu, sanığın savunmasında, davaya konu binanın üç numaralı bölümünde 30 yıldır kiracı olduğunu, yapılan tespitlerin doğru olmadığını, dükkan içerisinde hiçbir tadilat yapmadığını, sadece dükkanın ön cephesinde yer alan kapıyı tuğla ile örerek kapattığını, daha sonra eski haline getirdiğini beyan ettiği, mahkemece, keşif icra edilmeksizin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçe gösterilerek beraat kararı verildiği anlaşılmakla,
Öncelikle sanığın dava konusu taşınmazın malik/malikleri ile kira sözleşmesi imzalayıp imzalamadığı araştırılarak, taraflar arasında kira sözleşmesi yapıldığının tespiti halinde, taşınmazın kültür varlığı olduğuna dair sözleşmede şerh bulunup bulunmadığının, şerh bulunmadığı takdirde, sanığa bu yönde bir bilgi verilip verilmediğinin belirlenmesi yönünde taşınmazın malik ya da maliklerinin tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, bu suretle sanığın, taşınmazın tescilli eser olduğunu ve kentsel sit alanında kaldığını bilmediğine dair savunmasının doğruluğu tespit edildikten sonra mahallinde sanat tarihçi, mimar ve inşaat mühendisi bilirkişiler marifetiyle keşif icra edilerek, arkeolog bilirkişiler tarafından tanzim edilen 27/10/2009 tarihli raporda belirtilen müdahalelerin hangilerinin sanık tarafından kiralanan yerde yapıldığının, kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları gibi teknik verilerden yararlanılmak suretiyle, gerçekleştirilen inşai faaliyetlerin yapım tarihlerinin ve dava konusu müdahaleler nedeniyle tescilli binaya zarar verilip verilmediğinin her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.