YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/59
KARAR NO : 2015/15217
KARAR TARİHİ : 13.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/181319
Mahkemesi : Amasra Asliye Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 19/12/2013
Numarası : 2013/114 – 2013/234
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın, Bartın İli, …. İlçesi,… Mahallesi, 27 pafta, 1671 parsel sayılı olup, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 10/09/1976 tarihli A157 sayılı kararı ile arkeolojik alan olarak belirlenen Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28.09.2007 tarih ve 674 sayılı kararı ile “Güney Sur Duvarı 3. derece arkeolojik sit alanı” olarak tescil edilen taşınmazda, kırmızı briketten bahçe duvarı yapıldığı, taşınmazın küçük limana bakan cephesi ile sağ ve sol cephesine aralarına beton harç kullanılarak kırmızı briketten duvar örüldüğü, ön cephede, taş sıralı duvar örgüsü üzerine bir sıra kırmızı briket, yan cephede giriş kapısının olduğu bir kısmı taş sırası ile örülmüş duvarın üst kısmına bir sıra kırmızı renk briket ile giriş kısmının oluşturulduğu, yan kısma ise dört sıra kırmızı renk briketten duvar örülmüş olduğu, tam karşı cephesindeki duvarın ise dört sıra kırmızı renk briket ile örüldüğü, duvarların üst kısımlarında ise çatı formu verilerek özgün dokuya aykırı bir görünüm oluşturulduğunun belirlendiği, mahkemece yapılan keşfe katılan arkeolog bilirkişi rapru ile suça konu taşınmazda kırmızı renkli briketten örülen duvarın kaldırıldığı fakat “L” formunda olan antik duvara bitişik 3 sıra briketten örülmüş duvarın varlığını koruduğu, ayrıca antik duvar örgüsüne ait bazı kırmızı dikdörtgen tuğlaların yerinden sökülerek, günümüz harcıyla tekrar örüldüğü, tüm bu verilerin antik dönem duvarına fiziki müdahalenin varlığını gösterdiği hususlarının saptandığı, suça konu taşınmaza ilişkin alınan Kurul kararlarının tamamı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edildiği gibi taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde de “korunması gerekli kültür varlığıdır” şerhinin mevcut olduğu, bu nedenlerle, sanığın söz konusu taşınmazda inşai ve fiziki müdahalede bulunmanın suç olduğunu bilmediğine dair savunmasının itibar edilebilir mahiyette olmadığı, sanığın iyi niyetle hareket ettiğinin kabul olunamayacağı, bu itibarla, mahkemece, yeniden keşif icra edilerek arkeolog bilirkişi vasıtasıyla, sanığın eylemi neticesinde Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28.09.2007 tarih ve 674 sayılı kararı ekinde yer alan listede 15 envanter numarası ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilinin devamına karar verilen Güney Sur Duvarının özgün dokusunun bozulmasına ve zarara uğramasına sebebiyet verilip verilmediği tereddütsüz şekilde belirlenerek, zararın mevcudiyetinin tespiti durumunda sanığın 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1. cümlesi, aksi halde ise ve 65/1-2. cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.