YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/657
KARAR NO : 2015/12955
KARAR TARİHİ : 09.09.2015
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, suçtan zarar gören kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılma talebinde bulunmasına rağmen, katılma konusunda bir karar verilmeyen şikayetçi… Bakanlığı’nın, CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçta zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, suçtan zarar görme ihtimali bulunan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan şikayetçi kurumun CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanıklardan …’ın beraatine ilişkin hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan kurum vekilinin, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin, temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, …’ye ait olan ve doğal sit alanı olarak tescilli … ilçesi, … yaylası, …. mevkii, 102 ada 208 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki inşaatı mütehhit vasfıyla üstlenmekten ibaret eyleminde, çalışma yapılan alanın doğal sit alanı içerisinde kaldığı hususunda bilgi sahibi olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, ayrıca koruma altına alınan yerde çalışma yaptırmak için, ilgili koruma kurulundan izin alması gereken kişinin de arazi sahibinin olduğu, adı geçen sanığın izin almak gibi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi, dava konusu yerin niteliğini araştırma yükümlülüğünün de kendisinden beklenmeyeceği, bu kapsamda yüklenen suç açısından kastı bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beratine karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün birinci paragrafına, “Sanık …’ın yüklenen suç açısından kastının bulunmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine,” şeklinde yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık …’nin beraatine ilişkin hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında; sanığın, …Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 19/05/1998 tarih ve 3148 sayılı kararı ile tescilli doğal sit alanı içerisinde yer alan … ilçesi,…Yaylası …. mevkii 102 ada 208 parsel sayılı taşınmaz üzerine konut amaçlı kullanmak için betonarme nitelikte uygulamalarda bulunduğundan bahisle açılan kamu davası ile ilgili olarak, bölgenin doğal sit alanı olarak tesciline ilişin ilgili Koruma Kurulu kararının sanığa tebliğ edildilmediği gerekçe gösterilerek sanığın beraatine dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasına karşın, somut olayda, 6498 sayılı kanun ile yapılan değişikliklerde dikkate alındığında, böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, kaldı ki, 27/11/2012 tarihli yapı tatil zaptının düzenlenmesine karşın, sanığın eylemlerine devam ettiğinin tespit edildiği, savunması da dikkate alındığında, bölgenin sit alanı vasfında olduğunu bildiğinin tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu anlaşılmakla;
Bu kapsamda, öncelikle, suça konu taşınmaza ait tapu kaydı beyanlar hanesi gözükecek şekilde dosyaya getirtilip, mahallinde, inşaat mühendisi, fen ve tarafsız arkeolog bilirkişi refakatinde keşif icra edilip, bölgenin sit alanı vasfı, müdahalenin niteliği hususunda rapor düzenlettirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, 6498 sayılı kanun ile 2863 sayılı kanunda yapılan değişikliklere yanlış anlam yüklenip, eksik araştırmaya da dayalı olarak sanığın beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.