Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/7232 E. 2015/14129 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7232
KARAR NO : 2015/14129
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

Tebliğname no : 12 – 2014/82071
Mahkemesi : İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 06/12/2013
Numarası : 2013/302-2013/967
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal, Cinsel taciz

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve müdafii ile katılan vekili tarafından, cinsel taciz suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre; lise öğrencisi olan mağdure …, olay günü üzerinde okul üniforması ve etek olduğu halde yolcu olarak metroda oturduğu sırada, mağdurenin karşısındaki koltuğa oturan sanığın bir elinde cep telefonuyla mesaj çekiyormuş gibi yapmak suretiyle, apış arasına gizlediği 2.cep telefonunun kamerasını açarak katılanın etek altı görüntüsünü kaydetmek istediği sırada, olayı fark eden metroda yolcu olarak bulunan tanıklar … ve …, sanığın cep telefonunun çekim modunda mağdurun etek altı görüntüsünün alınmaya çalışıldığını fark etmeleri üzerine, önce tanık …sonrasında ise tanık… sanığa müdahale ettikleri, sanığın müdahale sonrası bahse konu telefonun tuşları ile hızlıca oynamaya başladığı, bunun üzerine tanıkların olayı güvenlik görevlilerine haber vererek sanığın telefonlarına el konulduğu, ancak telefonda olaya ait olduğu düşünülen görüntülerin bulunmadığının belirtildiği olayda,
Katılan mağdurun beyanı, olay esnasında sanığın yanında oturan tarafsız tanık … ile sanığın karşısında mağdurun yanında oturan tarafsız tanık …, sanığın elinde oynadığı telefon haricinde, herkesten gizlemeye çalıştığı ikinci telefonu apış arasına koyarak kamera ışığının yandığını fark ettiklerini, dikkatli şekilde bir süre gözlemlediklerinde telefonun kamera ışığının açık şekilde mağdurun etek altına odaklandığını görünce, tanık … sanığa hitaben, “ne yapıyorsun sen, kızın bacak görüntülerini mi çekiyorsun” diyerek müdahalede bulunduğunu, bunun üzerine sanığın yüzünün kızararak telefonun tuşlarıyla hızlı bir şekilde oynamaya başladığını, güvenlik görevlilerinin olaya müdahale ettiği ana kadar sanığın, bahse konu telefonu cebine koyarak sürekli oynadığına ve kapak kısmını çıkartmaya çalıştığına dair beyanları dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı eylemin sübut bulduğu,
Mağdurenin özel yaşam alanına giren görüntüsünü kaydetme kastını taşıyan sanığın, elverişli cihazla suçun icrasına başladıktan sonra, durumu fark eden vatandaşların müdahalesinden dolayı elinde olmayan sebeplerle neticeyi gerçekleştiremeyip, mağdurenin görüntüsünü, cep telefonuna kaydedemeden yakalandığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin TCK’nın 105/1. ve 134/1-2. cümlede düzenlenen, cinsel taciz suçu ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturabileceği, sanığın tek eyleminin kanundaki birden fazla suçları oluşturması nedeniyle TCK 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca suç tarihi itibariyle en ağır cezayı gerektiren özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sorumlu tutulması gerektiği dikkate alındığında, mahkemece sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet, cinsel taciz suçundan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, sanık ve müdafinin, sanığın atılı suçu işlemediğine, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, atılı eylemler sabit kabul edilse bile, sanığın icrai hareketlere başlamadığından, atılı eylem nedeniyle mahkumiyete karar verilemeyeceğine ve beraat istemine ilişkin, katılan vekilinin, cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi istemine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın telefonunda yapılan 01/03/2013 tarihli bilirkişi inceleme raporunda, soruşturma ile alakalı olmayan etek altı görüntü resimlerinin olduğunu belirtmesi, sanığın daha önce cinsel saldırı eylemi nedeniyle yapılan kovuşturma sonucunda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, suçun işleniş şekli ve sanığın suç işleme kastının yoğunluğu dikkate alındığında, sanık hakkında asgari hadden ayrılarak ceza verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
İsabetsiz olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30/09/2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.