Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/877 E. 2015/14680 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/877
KARAR NO : 2015/14680
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/198135
Mahkemesi : İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 10/04/2014
Numarası : 2013/501 – 2014/133
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 09.04.1977 tarih, 9776 sayılı kararıyla korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu kabul edilen, İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 04.06.2001 tarih, 12869 sayılı kararıyla kentsel ve arkeolojik sit alanı ilan edilen bölge olan Tarihi Yarımada içerisinde ve 22.06.2006 tarihli, 26206 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2006/10501 sayılı kararıyla belirlenen Yenileme Alanında yer alan, İstanbul ili, ….(…) ilçesi, …. mahallesi, … caddesi, no:3 adresinde ve 618 ada, 60 sayılı parselde yer alan tescilli dükkanın tapu kaydında sanık adına kayıtlı olduğu, İstanbul Arkeoloji Müze Müdürlüğü görevlilerince yerinde yapılan 27.08.2012 tarihli denetimde, tescilli binada izin alınmadan tadilat işlerinin yürütüldüğünün tespit edildiği, bunun üzerine İstanbul 1 numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü görevlilerince yerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen 23.08.2013 tarihli raporda, dükkanın bodrum katında izin alınmadan demir konstrüksiyon malzeme ile yenilemenin yapıldığının, üzerinin de alçıpan malzeme ile kaplandığının, dış cepheye pano, poster ve klima uygulamalarının yapıldığının tespit edildiği, bu tespitler üzerine, İstanbul 1 numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 04.09.2013 tarih, 1047 sayılı kararıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, tescilli binanın sahibi ve davaya konu uygulamaları yapan kişi olan sanık Ö.. Ş.. hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yapılan yargılama neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 28792 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun gereğince, sit alanı ilanına veya koruma kararına ilişkin kararların ilgililerine tebliğ edilmesinin zorunlu hale getirildiği, olayda ise tebliğin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanığın beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının veya koruma kararının tapu kaydına şerh verilmesinin, koruma kararının ilgililerince bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür varlığı olduğu, ancak koruma kararının 11.10.2013 tarihinden önce, 09.04.1977 tarihinde kabul edildiği, davaya konu taşınmazın tapu kaydına suç tarihinden önceki tarih olan 31.03.2010 tarihinde binanın Yenileme Alanı içerisinde yer aldığının şerh verilmesi, yine suç tarihinden sonra olay yerinde yapılan 17.10.2012 tarihli denetimde tadilatın devam edilerek bitirilmiş olduğunun tespit edilmesi karşısında, davaya konu binanın korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğunun sanık tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla;
Üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlığında zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay yerinde sanat tarihçi ve inşaat mühendisi ile keşif icra edilerek, uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığının, niteliğinin ve yapıda zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda sorumluluğu tespit edilen sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, bu nitelikte bir zararın mevcut olmadığının, ancak yapılan uygulamaların ruhsata tabi inşai ve fiziki müdahale kapsamında bulunduğunun belirlenmesi durumunda, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması, yapılan bu uygulamanın ruhsata tabi olmayan, “basit onarım” niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, 5498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi; ayrıca, izinsiz uygulama neticesinde tescilli yapının zarar görmediğinin anlaşılması durumunda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle büyükşehir belediyesi veya il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, hükümden sonra, 08/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.