YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/937
KARAR NO : 2015/15302
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/179404
Mahkemesi : Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 07/03/2014
Numarası : 2012/880 – 2014/147
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığına yapılan izinsiz kazı ihbarı üzerine, … ilçesi,…. köyü,… mevkine giden kolluk görevlilerince, … Tepesi üzerinde sanık H.. K..’nin etrafı gözetlediğinin ve sonrasında saklanmaya çalıştığının görüldüğü, sanığın yanına gidilip yakalandığı, etrafta yapılan incelemede sanığın yakalandığı yere 75 metre mesafede jeneratör, hilti, çekiç gibi suç aletlerinin bulunduğunun, bu yerde 5 metrekare genişliğindeki alanda, 3 metre derinliğinde birden fazla kazıların yapılmış olduğunun, kazı yerinin halen nemli olması nedeni ile yeni kazıldığının tespit edildiği, olay yerinde inceleme yapan Tarsus Müze Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş 05.11.2012 tarihli raporda, kazının yapıldığı bu bölgenin Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 01.06.2011 tarih ve 7247 sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen bölge içerisinde yer aldığı, aynı Koruma Bölge Kurulu’nun 20.06.2012 tarih ve 995 sayılı kararıyla sit alanı sınırlarının genişletildiği, eski Kiliseye ait temelin olduğu yerde, derinliği 120 cm ile 500 cm arasında değişen 3 adet kazı yerinin bulunduğunun tespit edildiği, her ne kadar sanık verdiği ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmese de, sanığın olay yerinde bulunmasının makul bir gerekçesinin olmadığı, olay yeri yakınında tarlası veya evi bulunmayan sanığın şüpheli davranışlarının ve yakalandığında kolluk görevlilerine sarfettiği “konuyu burada kapatalım, bize yazık etmeyin” gibi sözlerinin tutanak altına alınması ve sanığın yakalandığı yere yakın mesafedeki kazı yerindeki toprağın halen nemli oluşu karşısında, sanığın verdiği ifadelerin ceza almaktan kurtulmaya yönelik olduğu ve hayatın normal akışı karşısında inandırıcı olmadığı, tüm bu nedenlerle sanığın 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kültür varlığı bulabilmek amacıyla kazı yaptığı ve eylemlerinin sabit olduğu, olay yerinde yapılan 18.02.2014 tarihli keşfe iştirak eden arkeolog bilirkişiden alınan 05.03.2014 tarihli raporda belirtildiği üzere, 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca korunması gerekli olan Bizans dönemine ait Kilise kalıntılarından olan yan oda ve içinin tahrip edildiği, sanığın eylemleri nedeniyle kilise kalıntılarının zarar görebileceğini bilecek durumda bulunduğu, buna rağmen aletlerle izinsiz kazı yapmak suretiyle korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına zarar veren sanığın, tek bir eylem ile kanunun birden çok maddesini ihlal etmiş olduğu, bu durumda 5237 sayılı TCK’nın 44/1 maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmasının zorunlu olduğu, 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesinde öngörülen yaptırımın, aynı Kanunun 74/1 maddesinde öngörülen yaptırımdan daha ağır olduğu, bu nedenle sanık hakkında sadece 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesine göre hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile sanığın aynı Kanunun 74/1 maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakları saklı tutularak, mahkumiyete ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.