YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10310
KARAR NO : 2017/8528
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : CMK 231/11. maddesi uyarınca açıklanması ile TCK’nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 10.07.2010 tarihinde işlediği sabit görülen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı TCK’nın 179/3-2, 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Akyazı (kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 23.02.2012 tarihli, 2011/456 esas, 2012/164 sayılı kararının itiraz edilmeden 23.03.2012 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Akyazı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli, 2014/234 esas, 2014/462 sayılı kararı ile 13.11.2014 tarihinde işlediği sabit görülen tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-1. cümle 62/1, 51. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü 13.11.2014 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılarak kendisine yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen sanığın yokluğunda 10.07.2010 tarihli hükmün CMK’nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin Akyazı Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2015 tarihli, 2011/464 esas, 2012/664 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanununun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hükümde önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi” halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkana sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Çat Sulh Ceza Mahkemesince, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/3-2, 62. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen 2 ay 15 gün hapis cezası sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının değerlendirilmesi için yapılan ihbar üzerine, dosya yeniden ele alınarak önceki hüküm açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 1500 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.