Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/11722 E. 2017/2501 K. 28.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11722
KARAR NO : 2017/2501
KARAR TARİHİ : 28.03.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : CMK’nın 326/3, TCK’nın 89/4, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 12.11.2015 gün ve 2015/1957 esas, 2015/17756 karar sayılı bozma ilamına karşı yerel mahkeme tarafından direnme kararı verilmiş olup, 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 3. fıkrasında, 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı Kanunun 36. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca direnme konusu değerlendirildi;
Yapılan yargılama sonunda, 29/04/2014 tarih ve 2011/961-2014/208 sayılı karar ile sanığın tali kusurlu olduğundan bahisle mahkumiyetine hükmedildiği, anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 12/11/2015 tarih ve 2015/1957 Esas, 2015/17756 sayılı ilamı ile, “ 12.09.2011 tarihinde saat 18:40 sıralarında, sanık sürücü …’ın yönetimindeki otobüs ile iki yönlü Yeni Sıla Sokağı takiben seyir halinde olduğu sırada, tali yol görünümünde olan Oyak Sokak istikametinden otobüsün güzergahı olan ana yola aniden çıkan 11 yaşındaki katılan sürücü … yönetimindeki motosiklet ile çarpışarak 12 metre sürüklendiği olayda, her ne kadar sanığın kullandığı otobüs motorsikletle beraber 12 metre ileride duruşa geçmiş ise de, yolun iniş eğimli olması, otobüsün 30 km hız yaptığına ilişkin takoğraf çıktısı, kaza sırasında otobüste bulunan yolcular…, …’un hareket halinde olan otobüs içerisinde bulundukları sırada, motosikletin aniden yol üzerinde park halinde bulunan minibüsün önünden hızlı bir şekilde çıktığı, otobüs sürücüsünün görmesi ile yolun soluna doğru direksiyonunu kırdığı, motosikletin otobüsün sağ ön kısmına çarparak iniş eğimli yolda otobüsle birlikte sürüklendiği, otobüsün hızının 30 km civarında olduğuna ilişkin anlatımları dikkate alındığında, sanığın meydana gelen kazada kusurunun olmadığı gözetilerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçesiyle bozma kararı verildiği, 17/05/2016 tarih ve 2016/44- 2016/300 sayılı karar ile de, “Yargıtay’ın takograf çıktısı dediği belgenin takograf çıktısı olmaması (bu belgede incelendiğinde bile Yargıtay’ın hız sınırı olarak belirttiği 30 kilometrenin üzerinde bir hız sınırının da bulunduğu olay saat ve dakikasının kesin olarak saptanamadığı için aracın hızının 30 kilometreyi aşan hız yerine 30 kilometre olarak belirlenmesinin de kabul edilebilir bir yanı yoktur.) Tanık beyanları ile bir aracın kaç kilometre hızla gittiğinin saptanmasının mümkün bulunmaması (bu husus teknik bir sorundur ve bilimsel olarak ispatlanmalıdır) suça konu olayda sanığın kullandığı aracın katılanın kullandığı motorsiklet ile çarpışması sonrasında birlikte 12 metrelik bir sürüklenmenin olduğu saptamasına Yargıtay’ca hiç değinilmemiş, bu konuda bir fikir jimnastiği dahi yapılmamış olması katılanın kullandığı motorsikletin tali yoldan kontrolsüz kavşağa çıkıp ana yoldan kontrolsüz kavşağa yaklaşmakta olan sanığın kullandığı araca çarpması (döndükten 4 metre sonrasında), oluşuna Yargıtay’ın da katılmış olmasına rağmen uzman kuruluş olan Trafik İhtisas Dairesinden ve uzman bilirkişi raporundan farklı olarak sanığa kusur izafe edilmemiş olması, dosyaya sunulan uzmanınca verilmiş bilirkişi raporlarında katılan motorsiklet sürücüsü ve yolcusunun yaralanmalarının nitelikli hali ile 12 metrelik sürüklenme ve sanığın hızı arasında bir nedensellik tartışmasının dahi göz önünde bulundurulmamış olması bütün bu değerledirmelerle trafik kazalarında resmi uzman bilirkişi kurumu olan Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporunun üzerine çıkarak ve bunun yukarıda anlatılan şekilde çürütmeksizin sanığa kusur izafe edilmemesi şeklindeki Yargıtay görüşünü paylaşabilmek mümkün değildir. Bu nedenle; tüm dosya kapsamıyla sanığın tali kusurlu olarak katılan … ve Jiyan’ın nitelikli yaralanmalarına neden olduğu olayda sanığın taksirle birden fazla kişiyi yaralamadan dolayı cezalandırılması gerektiği” belirtilerek bozma ilamına direnilmesine ve sanığın mahkumiyetine hükmedildiği anlaşılmakla;
Gereği düşünüldü:
İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/05/2016 tarih ve 2016/44 Esas, 2016/300 sayılı DİRENME KARARININ YERİNDE OLMADIĞINA, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/03/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Yerel mahkeme direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerekir. Bu nedenle Dairemizin 12.05.2015 gün ve 2015/1957 Esas ve 2015/17756 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne karşı oyumdur.